21 Eylül 2014 Pazar

Merhametten maraz doğar

İnsanları gözlemliyorum da, fazla merhametli olanlar hep mutsuz şu dünyada. Kendini diğerlerinin önüne koyan, bencillikten uzak, devamlı kendinden birşeyler veren, olmayanı oldurtmaya, yetmeyeni yetirmeye uğraşan, karşılığını alamadan emek veren ve üreten insanlar bugünkü toplumda "hastalıklı" hücreler gibiler. Onlarla ne yapılır bilemiyor vücut / kollektif benlik / sosyo kültürel toplum..

Genellikle kadın oluyor bu merhametliler, genellikle hümanist oluyor, dindar olmasa bile en azından inançlı oluyor. Ya bir iki çocuklu, ya bir iki kedili, köpekli, hiçbiri olmazsa bir çok çiçekli oluyorlar - ki çocuk yetiştirme maceramda bunlar arasında pek (hatta hiç?!?) fark olmadığını da anladım sanki ben.. Genellikle endişeli, uzakları düşünen, toplumun ve dünyanın gidişine duyarlı kimseler oluyorlar. Ve kendileri gibi olsun herkes istiyorlar, herkes birbirine iyi ard niyetsiz yaklaşsın, yardımlaşılsın, gülümsensin.. Herşey doğru ve güzel olsun. Olur mu, olmuyor tabii ki! Olmaz ve olmamalı, dünyanın ve evrenin temelinde kaos, çok seçeneklilik, negatif ve pozitif arasında devamlı bir denge mücadelesi varken, mümkün mü? Hayır. Sonuç: mutsuz oluyorlar.

Merhametten maraz doğuyor çünkü merhamet duyan kişi ister istemez bir güç dengesizliği yaratıyor. Merhamet duyulan kişi, kendini bu dengenin güçsüz tarafı olarak görüyor, kendi yaşamı ve seçenekleri kendi kontrolünden çıkmış ve kendisine merhamet duyan kişi tarafından yönetiliyormuş gibi hissediyor. Oysa herkesin kendi yaşamı, seçenekleri ve bu seçimleri yaparken öğrenecekleri ya da yitirecekleri kendi komtrolünde olmalıdır. Büyük kayıplar yaşamak, evet, istenmez ama yine de öğreticidir, kişiyi şekillendirir. Oysa merhamet gösteren, bu kişiyi "kurtarmak" adına attığı her adımda aslında kişinin kendisini geliştirmesinin önünü kapıyor, genellikle de farkında değil. Zaten dünyadaki kötülüklerin bir kısmı hep "iyi niyet"le başlamaz mı?!

Herkes kendi işine baksa, kimse kimseyi "iyileştirmeye" ya da "geliştirmeye" uğraşmasa. Bir sürü kişisel gelişim kitabı var, kendinden memnun olmayan alır okur. Kaldı ki, pek kendinden memnun olmayan, kendi doğrusunu genel doğru olarak görmeyen de yoktur zaten..

8 yorum:

  1. Yazında kendimi gördüm sanki :) Merhametten mutsuzluk doğduğu kesin. Dünyada o kadar çok merhametsizlik var ki, merhamet sahibiyseniz bunları görmek, yaşamak kahrediyor sizi. Başkalarını iyileştirmeye ya da geliştirmeye gelince, bunu ben de yapıyorum evet :) Kesinlikle doğrusun, herkes kendi işine baksın. Ama doğru ve güzel bildiklerimizi de paylaşalım be Ceren. Bunu empoze etmek, zorlamak şeklinde yapmak elbette ki ters teper. Ama güzel ve doğruyu paylaşarak çoğaltmak da insanlık görevidir bana göre.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen benim tanıdığım en merhamet sahibi insanlardan birisin, doğru.. Paylaşma kısmında haklısın ama bazı insanlar o kadar at gözlüklü oluyor ki, doğru bildiği şey hakikaten doğru bile olsa insan sırf ona inat için kendi yolundan gitmek istiyor yani :)

      Sil
  2. Ne güzel bir yazıydı, çok doğru söylediklerin. Bir zamanlar aşırı merhametli biri olarak (artık bu huyumu değiştirdim büyük ölçüde) kişi aslında sadece karşısındakine değil kendisine de zarar veriyor. Çünkü çoğunlukla merhametini çıkara dönüştürmeye çalışan uyanıklar tarafından kuşatılıyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen. Çünkü o tip uyanıklar zaten merhamet sahibi kişiyi gördümü 50km öteden gelir burnunun dibinde biter.

      Sil
  3. "Insanı seven, kendisini de diğer insanları sevdiği kadar sever" demiş Erich Fromm. Bu konuya baya geniş yer ayırmıştı kitabında aslında, bencilliğin ne olduğu/olmadığını anlatıyordu... (Özgürlükten Kaçış). Yani başkasını kendisinden üst konuma koyarken mutsuz olmak, yani insanın kendi kendisine merhametsiz olması, genel olarak "merhametsizlik" 'e eşdeğer -demek istiyor, ki bence de doğru.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kendine merhametsizlik hmm ilginç bir tanım, beğenirim fromm'u ama bu fikri bana ters geldi. bence bu merhametsizlik değil düpedüz başkasını yüceltirken kendini aşağı görme yahu. değil mi?

      Sil
  4. Blog tutmamın bir nedeni de kendimi tanımaya çalışmaktı,kendimi anlatacak bir çevrem bir arkadaş ,bir gönüllü dinleyici yoktu( benim gibiler için gönüllü dinleyiciler diye bir şey olsa,çok para da almasa, bütçeme uygun birine içimi dökebilsem ne güzel olurdu:) işte böyle başlayan blog maceramda gördüm ki,ben, son pragrafında ki insan modeline doğru yazageliyorum...ne güzel beni anlatmışsın...

    YanıtlaSil