9 Eylül 2014 Salı

Hayat patikası

İnsanın en büyük korkularından biri de, dönüp geriye baktığında hayatı hakkında aldığı bir çok kararın yanlışlığını farketmektir heralde. Sadece yaşlılıkta değil, hatta çoğu zaman gençlikte, orta yaşta zirve yapıyor bu "doğru yolda mı yürüyorum, yoksa benim istediğim apayrı bir hayat mıydı?" endişeleri. Özellikle yolun yarısına yaklaşınca, insan ister istemez bir soluklanma molası veriyor. Bir yudum su alıyor matarasından ve elini beline koyup arkasına dönüp bir bakıyor; nereden geldim, nasıl bir yol izledim, neleri gördüm, neleri aştım ya da aşamadıklarımın çevresinden ne şekilde dolaştım. Sonra bir de önüne bakıyor, daha ne kadar yol var ve hala bu yolu mu yürümek istiyorum yoksa hayat patikasında yanlış bir yolda mıyım diye.. Bazen gerisingeriye dönmek, başka bir yol ayrımından diğer yöne yürümek ya da belki baştaki hedeften yani zirveye tırmanmaktan vaz geçip, daha düşük bir rakımda, daha yavaş ama etrafı izleyerek, keyfine vararak yürümeye karar vermek gerekebiliyor. Hayatta attığımız tüm adımlar, yepyeni maceralar demek..

Çok severek takip ettiğim, hayattaki duruşuna ve düşüncelerine saygı duyduğum Küçük Joe, bloğunda son zamanlarda, "yeni patika" sını nasıl seçtiğini anlatıyor. Yaşadığı büyük kentin gürültüsünden ve koşturmasından uzakta, sakin, sanatla ve üretmekle dolu bir yaşam kurmak istiyor. Ve ilk adımlarını attı bile, yolu çok açık olsun dilerim.. Onun yaptığı, cesaret isteyen bir şey. Biliyorum, çünkü ben de o ayrımlarda çok bulundum ve birden durup çok farklı bir yöne gittiğim çok oldu. Bu uğurda bir çok ülkede yaşadım, sosyal çevremi defalarca sil baştan değiştirdim, sayısız kere hayatta bana sunulan seçenekleri en baştan sıraladım ve seçtim. Şimdi düşününce, aralarında ciddi hatalar da var ama hiçbirinden pişman değilim. Bunu diyebilmek güzel, evet, ama bu seçenekleri arayıp bulmak ve farklı yöne o ilk adımı atabilmek, gerçekten aktif bir uğraş ve bazen deli cesareti istiyor. Yine de, dediğim gibi, yollar sadece yürünmek için değil, bazen aniden durmak, geri dönmek, apayrı bir yöne yönelmek ve sadece hedefe kitlenmek değil, yürüyüşün tadını çıkarmak için de vardır.

Yaşamımın bu döneminde uzun senelerdir ilk defa bir şehirde iki seneden fazla yaşamayı becerdim. İlk defa beni bir şehre bağlayan sadece eğitim, iş, aile değil. Bu şehirde mutluyum ve ihtiyacım olan sevgi ve üretme ihtiyacını yeterli derecede doyuruyorum. Hala kendimi "ait hissetmiyorum" bir şehre ve herşeyi sil baştan yıkıp, çekip gitmek, çocuklu orta yaş kıstasında dahi mümkün benim için. Kök salmak değil, bulduğun yeri sevmek ve biraz yeşermek.. Yeni bir yol ayrımında, bir yudum su daha alıp, tekrar bir geriye bakıp, yeniden bir ileriye bakıp, seçenekleri değerlendirmek ve belki de hiç aklında olmayan bir yöne yönelmek için.

Hayatı o kadar sert yaşamamak, mümkün olduğunca esnek olabilmek, değişime açık olabilmek.. Sanırım benim hayat patikamın temel taşları bunlar.

4 yorum:

  1. Biri kulaklarımı mı çınlatmış? :))))) İlk paragrafı okurken, ne kadar da yaşadıklarıma tercüman olmuş diye düşünürken adımı gördüm.
    Zor gerçekten. Daha da anlatacağım sanki.

    YanıtlaSil
  2. bulunduğumuz yere biz bağlayan o kadar çok şey var ki. iş, aile, arkadaşlar..herşeyi arkaya alıp yeni bir yerde hayata başlamak bu yüzden zor. çalışıp durmaktan nefes bile alamıyorken hayal edip biraz cesaretlenmek bile güzel..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayal etmek zaten yolun yarısı ;)

      Sil