19 Ağustos 2014 Salı

Tan ağarırken yolculuk

Yollar bize memleket. Seyahatin her türlüsünü severim; iş için bile olsa, en berbat araçta bile olsa. Gitmeyi severim. Bence gidilecek en güzel yollar ise, daha tan ağarmadan düşülen yollardır. Yazın en sıcak gününde bile, tan vakti bir serinlik vardır. Rüzgarlı bir gecenin sabahında dahi, havada bir durgunluk vardır. Bir asılı kalmışlık, bir soluklanma hissi vardır. Tüm insanlar daha uyanmadan, dünyanın curcunası başlamadan.. İşte o saat, en güzel saattir. Klasik yazarların, şairlerin, ressamların gün batımına dair güzellemeleri bir yana, bana göre gün doğumu günün en güzel zamanıdır.

Hele bu zamanda yollara düşmek.. Bu zamanda düşülen yollar, illa ki uzun yollardır. Uzun, meşakatli, belki gün boyu sürecek yollardır. Bu kadar zorlanmaya rağmen düşülen yolların sonu ise, illa ki en güzel varış limanlarıdır. Hani yolu virajlı olan yerlerin en güzel yerler olduğu gerçeği gibi. O virajlar gereksiz insanları uzak tutar, sadece o limanı gerçekten sevmiş insanları kabul eder içine. O yüzden o kentler, o kasabalar, o varış limanları, en güzelleridir.

Gün doğarken yola düşmek, insana tatlı bir his verir. Erken kalkmanın, daha kimsecikler yokken yollar almanın, doğadaki o dinginliği hissetmenin tadı çok başkadır. İnsana, "keşke dünya üzerinde fazla insan olmasa, demek ki herşey daha huzur dolu olacak" diye düşündürür. Kalabalık kentlerin boğuculuğu, insan fazlalığının yarattığı kirlilik, gereğinden fazla doluluğun verdiği psikolojik yük. Şehirlerimizde iç içe yaşamdan, sokaklarda insanlara dokuna dokuna yürüyebilmekten, dipdibe apartman dairelerinde yaşamaktan, araçlarda tıklım tıkış seyahat etmekten, trafik zulmünden, fazlalıktan, doluluktan kaçmak gibidir sabahın o ilk saatleri. En kalabalık şehirde bile, insana bir ferahlık veren saatleri..

Ve tan ağarmaya, bazen tatlı bir güneşin doğuşuna, bazen ince bir yağmurla mor ve gri ışıklarla uyanan gökyüzüne kavuşmaya bırakır yerini. En karanlık gecenin bile sonu geldiğinde, bir rahatlama duyar insan. İşte belki de sırf bu nedenle, her yeni sabahta, yaşamın tüm ağırlığına meydan okuyacak gücü bulabiliyoruz..

7 yorum:

  1. Yollar sevdiğin ve istediğin bir yere gidiyorsan güzel, diğer türlüsü yani zorunlu yolculuklar, çok pis midemi ağrıtıyor :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnanır mısın, ben onları bile seviyorum.. Bu arada benim de çok erken kalkıp kahvaltısız koşturmaya başlayınca midem çalkalanır, bir yoğurt yiyorum hiç olmazsa, iyi geliyor..

      Sil
  2. Evet, yola çıkamıyorsam da o saatlerde sahile koşmaya gitmeye bayılıyorum :)

    YanıtlaSil
  3. Ben de bu yaz ilk kez tüm geceyi ve gün doğarken de yolda olmanın tüm diğer zamanlardan inanılmaz güzel olduğunu farkedebildim. (Bloğumda da paylaşmıştım hatta) Evet benim içinde yolculuk saatsiz zamansız, şartsız, koşulsuz zevk aldığım bir eylem! Hep en güzel, en keyifli yolculuklarda olmak dileğiyle. Yine çok tumturaklı ifade etmişsin, her satırında kayboldum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Takibe almakta nasıl bu kadar geç kalmışım, kızdım kendime... Yaşasın roman gibi okuyacağım seni fırsat verirse bir takım bücür şahıs :)

      Sil
    2. Sen göremedin ama ben hem çok utandım hem de tarifsiz mutlu oldum teveccühüne. Thankfulll!...

      Sil