10 Haziran 2014 Salı

Temizlik takıntısı

İş nedeniyle yine Almanya'ya gelen sevgili J. ile yine buluşamadık. Sağlık olsun, dünya küçük, bir dahaki sefere inşallah. Ama geçen sefer "gelemiycem, evi temizleme bak" diyip beni güldürmüştü ya, aklıma o geldi. Bu sefer gelseydi evi tertemiz bulacaktı çünkü Pazar günü bizim evde temizlik günü. Toz alınır, süpürge yapılır, yerler silinir, beyaz zeminler ovulur, çiçekler sulanır, yazsa balkonlar temizlenir, son bir senedir bir de oyuncaklar yıkanır. Yerin ıslak silinmesi dışında hepsini ben yaparım, buna karşılık eşim de yemek yapar, hatta son bir senedir haftalık yemekleri yapar ve buzluğa atar. Tüm bunların yapılması 2 saat alır ve bizim eve gelenler genellikle "awww ne temiz ev, çocukla bile amma düzenlisiniz" falan derler yani demek ki haftada 2 saat temizlik, bir insanın "temiz ve düzenli insan" sınıfına konması için yeterli oluyor.

Lakin, benim ailemde çok titiz insanlar var. Annanemin annesi bunların başında gelirmiş ve 2 katlı ahşap osmanlı evini her sabah (evet her sabah) baştan aşağıya sabunlu sularla siler ve 12 yaşındaki kızını da yanında çekirdekten yetiştirirmiş. Ananem son yılında bile hala o evin tahta merdivenlerindeki beyaz sabun kokusunu anlatırdı. Herşeyi iğne oyalı, özenli ve tertemizmiş. Sonra ananem, 87 yaşında bile her sabah toz alan, yerlere bir elektrikli süpürge "tutuveren" bir kadıncağızdı. Eskeza sabah yataktan kalkmış, yatak örtünüzü kapamadan tuvalete gitmişseniz, 1 saniyede yatakları kaldırıverirdi. 87 yaşındaki kadının bu hızından siz utanır, yeter ki o yorulmasın diye siz aşırı temiz düzenli oluverirdiniz. Titizlik ondan küçük teyzeme geçmiş, teyzemde aşırı bir temizlik ve titizlik vardır. Evinde - hatta onun bulunduğu herhangi bir evde - yerleri hatta tuvaleti bile yalayabilirsiniz. Sadece temiz değil aşırı düzenlidir, mesela asimetriye tahammülü yoktur. Biz kuzenler hiç birimiz böyle titiz ve düzenli değiliz. Benim kızımda biraz var gibi, yemek bulaşan ellerine dayanamıyor, muzu mıncıklıyor sonra eli yapış yapış olunca çığlığı basıyor, ellerini silkeliyor, o da yetmezse ıslak mendili işaret edip ellerini uzatıyor. Daha 1 yaşında, korkuyorum.. Bol bol yere bırakıyorum, oyun parkında özellikle üzerinin kirlenmesine ve donuna kadar çamur olmasına özen gösteriyorum. Bence temizlik takıntısı iyi değil, insanı da çevresini de yoruyor. Ağacı yaşken eğmeye çalışıyorum.

Bu konuda eşimle konuşuyorduk hafta sonu. Eşim yabancı biliyorsunuz, bazen Türkiye ve Türklerle ilgili çok güzel tesbitleri oluyor. Temizlik konusunda da şöyle dedi bana: "Siz Türkler evinizde aşırı temizsiniz, hatta normalin üstünde bir titizlik ve temizlik var evlerde. Ama evin dışı, sokaklar çok pis. Yerlerde çöpler, tükürükler.." Düşündüm, adam haklı. Batı ülkelerinde durum tam tersi. Mesela Münih'te sokaklar hakikaten aşırı temiz, çıplak ayakla gezsen ayaklarının altı kara kara olmaz, o derece. Yerlerde bir çöp dahi olmaz (Türk mahallesini saymıyorum, ora aynen bildiğin Eminönü) hatta doğayı bile temizleyen, dalları budayan, bisiklet yollarındaki yaprağı dalı temizleyen insanlar var. Bahsetmiştim, su israfı olmasın diye insanlar öyle az su kullanıyor ki, hükümet su kullanımını arttırmak için kampanyalar düzenliyor. Evlerin içi ise, çok temiz değil. Bir çok arkadaşımın evi hippi evi gibi, kitaplar üstüste, kablolar etrafta, çantalar ve ayakkabılar bir köşeye yığılmış, yerler süpürülüyor ama çok sık silinmiyor. Perde zaten kullanılmıyor ve camlar da senede iki siliniyor (bu arada biz de camı senede iki siliyoruz, yağmur tozlu yağmayınca kirlenmiyor ki..)

Bir de plastik kullanımı çok az burada, o dikkatimi çekiyor. Herkes alışveriş için şu yandaki kumaş poşetleri kullanıyor, plastik torbayı isterseniz alışverişte satın alıyorsunuz, etrafta uçuşan plastikler olmuyor. Güzel bir uygulama bence. Biz Türkler plastiği çok seviyoruz, özellikle plastik torbaları üçer beşer alıyoruz, elimiz kolumuz plastik torbalarla dolu, oysa çirkin bir görüntü ve sağlıksız da..

Mesela bir de benim aşırı temiz banyo ve mutfak takıntım vardır, bu ikisi parlayacak temizlikten ve havadar, ferah ve düzenli olacak.. Yabancılarda pek böyle bir takıntı yok. Gözlemlediğim kadarıyla temizlik önem sırası: 1. Beden temizliği 2. Sokak temizliği 3. Ev temizliği şeklinde. Eğer akıl hastalığı, fakirlik ya da az eğitim söz konusu değilse, Batılılar her sabah duş alır, her akşam da giyilen tüm elbiseler makinaya atılır. Bir giyilen asla ikinci gün giyilmez. Bizden farklılar, evet.

Bazen düşünüyorum, belki bizdeki temizlik anlayışı da "göstermelik". Hani temizlenip kullanıma kapatılan, anca misafire açılan salonlar gibi "aman başkası görürse ne pis kadın demesin" diye temizliyoruz sanki evlerimizi. Ama iş sokağa gelince "nasılsa kamu malı bana ne" diyoruz. Beden temizliği ise apayrı bir konu, hele şu yaz günlerinde toplu taşımada seyahat eden dostlar adına, ona hiç girmiyorum..

Fazla temizliğin alerji riskini arttırdığı bir gerçek. Ayrıca biraz kir ve mikrop bağışıklık sistemini güçlendiriyor da. Kısacası bence temizlik hastası damgası yemektense azıcık pasaklı olmak, rahat olmak sanırım kendimiz için de çevremiz için de en iyisi.

18 yorum:

  1. Temizlik takıntısı cidden bir hastalık olabiliyor bazılarında. Eşimin annesinde öyle mesela. Onun evde de tuvalet yalanabilir kıvamda :) Temizlik en nankör ev işi. Yaparsın bir saat sonra tozlanır, pislenir. Neden sağlığımı bozayım ki sürekli temiz kalması için. Hem ruh hem beden sağlığı bozulur insanın. Zaten aşırı titiz insanlar yaşlandıkları zaman önceki gibi temizlik yapamadıkları için psikolojik olarak da cozutuyorlar. Tozları falan gördükçe panik atak krizi geçiriyorlar :) Benim düşüncem de şu ki; olduğu kadar. Hiç takmam. Canımdan, keyfimden, sağlığımdan önemli mi? Cam temizliği konusunda benziyormuşuz bak :) Camdan bakarım dışarıyı görebiliyorsam sorun yok :D Gerçekten aşırı titizlik hastalığa da davetiye çıkarıyor. Bağışıklık sistemini bozuyor. Mikroba da ihtiyaç var.Sonra alerjik, en ufak mikropla karşılaşmasında yıkılan bünyeler ortaya çıkıyor işte. Maya'ya en güzelini yapıyorsun, toprakla, mikropla tanışsın. Hatta hayvanlarla da. Hayvanlarla büyüyen çocuklarda alerji riski çok azalıyormuş.
    Avrupa insanı en doğrusunu yapıyor bence.Beden temizliği birincildir. Bizim her şeyimiz göstermelik zaten yaa. Elalem ne der diye yaşıyoruz. Ah şu kafaları bir değiştirebilsekk.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaşlılar konusundaki tesbitinde haklısın, allahtan yaşlandıkça gözleri de bozuluyor insanın :D ama şimdi katarakt ameliyatları çok gelişti, ananem ameliyattan sonra ilk iş bana "aaa kızım şu kaşlarını al bu ne böyle" diye çemkirmişti hahahaha

      Sil
  2. ne güzel özetlemişsin. ben de hijyen sever, önem veren biriyim. tuvalet/banyo ve mutfak temiz ve hijyen olmak zorunda. ama sanırım bunların dışında türk standartlarına göre ben oldukça pasaklı ve dağınık biriyim hatta tam şu yukarıda bahsettiğin batılılar gibiyim. ama batılılara sorarsan da; fazla derli toplu, titiz biri olduğumu söylerler :)
    bana titizlik, temizlik dersi veren arkadaşlarımın, baş havlumla ayna sildiğini ya da 3 gün saçının fönü gitmesin diye saçlarını yıkamadığını görünce; ayh yok almayayım senin gibi titiz olmayayım dedim içimden :) hemen her gün 2 kez duş alan halimle ve ev temizliğinde şart şurt bilmemle ben memnunum temizliğimden de pasaklılığımdan da :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet sorma o saç fönü başa bela bazıları için! Temiz olsun karman çorman olsun ama anlat anlatabilirsen.. Tırnaklar, diş, saç.. Önemli benim için de.

      Sil
  3. Temizlik, titizlik, düzen bizim ailede de aşırı derecede var. Annem ve teyzem öyleler. O kadar abartırlar ki ev bana göre yaşanmaz bir hal alıyor. O yüzden uzun süre tepkisel davrandım titizliğe. Bende öfke yaratıyordu. Kendi evime geçince yavaş yavaş normal değerlere gelmeye başladım. Dediğin gibi haftada 2 saatlik bir işle ev gayet temiz /hijyenik olabiliyor. Bunu çok yeni anladım mesela.
    Cam kısmına çok güldüm. Fransa'da da öyle. Yağmur temiz tozsuz yağıyor. Bizim Istanbul'daki evdeki yardımcı kadına öğrenciyken anlatmıştım biz Fransa'da camları senede ya bir ya iki kere sileriz diye, önce ufak çapta bir şok geçirmişti, sonra kendine gelip, "kirlenmiyordur orada canım, kirlenmiyordur, yok yok" deyip kendini avutmuştu.:D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tabii burda yardımcı bulmak da dert ve çok pahalı, herkes kendi temizliğini kendi yapıyor :D Ben türkiyede şaşırıyorum her gün eve temizliğe kadın geliyor mesela insanlara, ne yapar o kadınlar tüm gün 5 gün bilmiyorum...

      Sil
    2. Hah! O da var. Ben burda da kendi temizliğimi kendim yapıyorum da, öğrenciyken bana "neeee temizliğe kadın gelmiyor mu?" diye şoklara girip, kesin içinden "vah vah bunlar da çok garibanmış" diye düşünen tanıdıklar olmuştu. Bu arada öğrenciyken temizliğe kadın tutan birini hiç tanımadım.

      Sil
    3. Var şekerim var o da var, onlar insan biz hizmetçiyiz hatta o mentalitede :D O paraları cebe atıp çatır çatır gezerken bu çeşit hizmetçiliğimden gurur duyuyorum ben :P

      Sil
  4. Canimiz sagolsun Sevgili C. Yakin olsan her aksam gelirdim :))))

    Bende vardi bir zamanlar temizlik hastaligi. 3 kati klorakla elimle silmeler, hali silmeler, sirkeli su ile camlari parlatmalar vs. ama Ank'ya gelince bitti. Mutfagin yerini onunden geciyorum ve su iciyorum diye biliyorum. Eve yabanciyim hala.
    Ben de 3ncu haftami bitirdim Almanya'da. 4ten sonra yazacagim gorduklerimi. Alles gut.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Alman oldun sen Alman :D Klorak bu arada, yaşa be İzmirlim!

      Sil
  5. bizim ev o kadar tozlu ki tozlar boşa gitmesin deyü örümcek beslemeye başladık :D örümcekler küçük sinek ve böcekleri yiyorlar aklınızda bulunsun. ben yerleri silmiyorum nezmandır, toz da ayda bir alırım ama evimi bok götürmez (yeminle :D) bugün markette poliboy toz mendilleri gördüm aldım denedim ve bayıldım. çok gizeel temizliyor. bu sayede artık toz da alıciiim <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oy yok o kadar da değil yahu :D Hoş yaz nedeniyle açık camlardan bize de mülteci örümcekler dadandı ama, kıyamıyorum ben atıyorum hepsini elimle dışarı

      Sil
    2. nöööö! örümcek olayinda ciddiyim. gercekten hepsini atma. hele de bahceye bakan penceren varsa. sinek ve kucuk böceklere karsi biyolojik mücadele. denendi, yüzde yüz calisiyor! orümcek acikcasi ben de sevmiyorum ama bir iki taneden zarar yok.

      Sil
    3. hehehe evet sivrilere karşı ağ mücadelesi..

      Sil
  6. Eşin bizi ne güzel tanıtmış:) hatırlıyorum haftada bir gün o da pazar günü banyo kazanı yakılırdı,bütün aile sıra ile yıkanırdı,almanyada çocukluğu geçen eniştem bize misafirliğe geldiğinde her sabah banyo kazanı yaktırırdı,çok garibimize giderdi...Geçenlerde ünlü bir markanın mağzasının önünden geçiyordum kadın kaynıyordu hepsi full makyaj çok şıktı çok mu indirim yapmışlan diye içeriye adım attığımda ter kokusundan burnumun direği sızladı...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Yazın kapalı mekanlardan uzak durmak lazım gerçekten de.. Boya küpleri zaten bana hep çok pis gelmiştir, yüzlerini böyle keselemek istiyorum yahu..

      Sil
  7. Tespitlerin çok doğru eşimle de konuştuk onlar hergün duş alıyorlar mesela. Avrupada taharat musluğu olmadığını duyan akrabalarım soruyor ay olur mu oyle pis vs ama diyorum adam her gün duş alıyor sen yapıyor musun, susuyorlar. Burda camlar da evler de çok temiz anacım ve benim sinirlerim bozuluyor. Ha belki bal dök yala değildir yerler ama çok düzenliler ve öyle uçuşan tozlar saçlar görmüyorum. Bazen bende oluyor çünkü napıyım. Dışarısı evden temiz kalıyor bazen, bahçeye terliksiz çıkıp giriyorum içeri ne farkeder tertemiz taşlar :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hollanda'da yaşarken çıplak ayak gezen insanlara rastlardım bazen, çocukların zaten çoğu çıplak ayak da, koca koca insanlar da.. Ben de yazlıkta, annemlerin evinde hep çıplak ayak gezerim evde bahçede falan, deli diyorlar bana, desinler değişemem :P

      Sil