26 Haziran 2014 Perşembe

Saç, tırnak, cefa ve sefa üzerine

Saç sefadan, tırnak cefadan uzar diye bir söz vardır bilir misiniz? Yani sefa içinde yaşarken saçınız uzar, cefa çekerken ise tırnaklarınız anlamına gelir ya, ha o yanlış işte..! Kesinlikle yanlış, çünkü defalarca denedim bu sefa cefa saç ve tırnak işlerini ve kesinlikle saç sefada tırnak cefada uzamıyor, tam tersine saç cefada tırnak ise sefada uzuyor arkadaşlar (çok da önemli değil aslında ama defa sefa cefa, bu sıra daral geldi bana).. Ve şöyle bir yere kaçıp uzaklaşma hayalleri kurar oldum.

Sabah kalkmışım mesela, erken daha.. Çok erken. Gökyüzünün doğu yakasında o tatlı pembelik var. Etraf sessiz, sakin, ne çocuk çığlıkları ne de onlara bağırarak birşeyler emreden ebeveyn çığlıkları, ne o yazlık yerlere özgü ağır kızartma kokusu var havada, ne de şap şap yüzen densizlerin sesi. Taaaa uzaklardan bir iki köpek sesi geliyor olabilir, sıkılgan bir ritmle ve boğuk. Bir kaç da horoz elbette ama tok sesli, geçkince. Ama çok geçkince de değil, yoksa tavuk çorbası oluverirler mazallah.

Denizin kokusu gelmeli illa ki, tuzlu ve serin. Kimse olmamalı daha denizde, hatta kentte kimse olmamalı, kent benimmiş sadece. Ada belki evet ada..

Kalkmışım yataktan, yüzümü yıkamadan denizle kucaklaşmak gelmiş içimden. Durduran mı var, gidivermişim. Hiç ses çıkartmadan usul usul uzun uzun yüzmüşüm. Ne düşüncem kalmış, ne sıkıntım, ne geceden kalma ter, ağırlık. Efil efil çıkmışım, serin serin ürpermiş tenim, yalnız yalnız oturmuşum kumsalda. Kumsal da kum değil ha, çakıl taşı illa ki. Deniz ondan böyle berrak, turkuaz.

Eve dönerken bir ekmek, iki de simit almışım. Daha bakkal bile açılmamış, ekmeği dışarda duran dolaba taze taze bırakmış fırıncının çırağı, ben de parayı bırakıvermişim dolabın yanına. Ekmeğin ucunu koparmışım, ağzıma atıvermişim.

Eve gidene dek saçlarımla mayom kurumuş zaten, duş almaya ne gerek var, nasılsa bir iki saat sonra yeniden gireceğim denize demişim. Kimsecikler yok sokaklarda, belki pat pat iki tekne balıktan dönüyor (bu saatte, geç kalmışlar nedense?!) köpekler ve horoz susmuş, ağustos böcekleri daha başlamamış. Güneş kavurmuyor daha yerleri, ayaklarım çıplak.

Kitabımı almışım, okumuşum, okumuşum, okumuşum.. Ta ki onlar kalkana dek, gülümser sabahları herkes, sakin sessiz olurlar, gazete gelir, ağırdan alınır herşey. Artık karnın zil çalar, bekleyemez olursun "yahu çay olmadı mı daha?" der biri sonunda, dayanamaz. Maydonozlar, biberler, domatesler hobi bahçesinden taze taze, kıtır kıtır. Domates domates gibi kokar. Beyaz peynir, domates, simit, açık bir çay. Bu yeter aslında ama, kahvaltı sadece mideyi değil gözü de doyurmalı. Böyle de bir sofra kurulmuş işte. Kahvaltıdan sonrası, kahve altı, gazete, şakalaşma, gülüşme. Ağırlık mı çöktü, öğlen ne çabuk oldu, biraz kıvrılıvereyim "kalk kızım yerine yat" demeden kimse.. O kahvaltı akşam 5 çayına dek yeter, acıkırsan dolap meyve dolu.

Uyanırsın, okursun, uyursun, uyanırsın, okursun, uyursun; deniz saati 16.00. Daha öncesi sıcak. Hadi bir dal gel.. Akşam imbat çıkar, sabah denizi gibi olmaz, çoluk çocuk doluşur. Keyfi çıkmaz ama serinlemek için gidersin yine de. Biraz da ağustos böceklerinin seranadından kaçmak için "ay kafam kalmadı.." Deniz kenarında sakin bir yerdeysen yine okursun okursun okursun.. Hiçbirşeyi düşünmezsin, zaman yoktur, sen yoksundur, sadece o hikaye vardır artık. Acıkınca yine eve.

Geceler başka güzeldir. İlk gençliğin çılgınlıkları ve sosyal patlamaları geride kalınca, kendinle de kalsan, bir iki sevdiğinle de kalsan, sakin, sessiz, denize bakarak, çok düşünerek, az konuşarak.. Denize bakarsın, aşağıdaki insanlara bakarsın, bahçeye bakarsın, yitirdiklerini düşünürsün, hayatı düşünürsün, amaçlarını düşünürsün, bazen hüzünlenirsin, bazen içini tarifsiz bir mutluluk ve dinginlik kaplar. Bir de sivrisinekler olmasa....

Mutluluk buymuş işte.

4 yorum:

  1. Gördüğüm ilk pencereden atlayım ben, başka türlü hazmedemicem bu düşü:)

    YanıtlaSil
  2. :) Binlerce sabah yaşadım ben bunu ama yetmedi, yetmiyor yahu.. Özellikle de denizden bu kadar uzakken..

    YanıtlaSil
  3. Tırnaklar su içinde uğraşırken uzuyormuş, belki cok temizlik yapan
    Anneler için söylenmiştir.. ' gidelim ' demek ne güzeldir bazen, bazen en büyük sözdür.. Az önce yıllardır aynı kayda yorum bıraktığım bi Nazan Öncel Gidelim Buralardan klibine yine yorum yapıp geldim buraya.. İyi geliyorsun diye .. Gidelim, bi ara ..

    YanıtlaSil