29 Haziran 2014 Pazar

Ramazan

Tanrıya inanan ama dinlere inanmayan, ya da daha doğrusu dinlerin hepsine birden inanan biriyim. Dolayısıyla hiç bir dine de yaranamayacağımı ya da hiçbir dinin bana yaranamayacağını biliyor ve kabulleniyorum. Hangi dinin vecibeleri bana mantıklı geliyorsa, hangi gelenek ve görenekleri aklım ve vicdanım kabulleniyorsa, onları can-ı gönülden uyguluyorum. Böyle eklektik bir din anlayışım var. Buna göre de, yaz aylarında su içmeden oruç tutmak bana göre mantıklı ve uygulanabilir değil. Ama "inanç" denen şey; sahipleri için bir nevi körü körüne, düşünülmeden uygulanan davranışları da içeriyor. Ve şu yaşımda kimsenin sabit fikirlerini değiştiremeyeceğimi ve bu tip inanca dayalı fikirlerin değiştirilebilmesi için sadece insanın kendi içinde düşünmesi ve karar vermesi gerektiğini öğrendim çok şükür. O nedenle, kimseyi yargılamıyor ve bu sıcakta su içilmeden oruç tutmanın onları sonsuzluk denizinde kana kana içilecek çeşmelere ve yenilecek sulu hurmalara kavuşturacağına inananları kınamıyor, zorla kendi bildiğim yola sokmaya çalışmıyorum. Onlar bana zorla oruç tutturmaya kalkmadıkları sürece, ben de onlara zorla su içirmeye kalkmam, bu kadar basit. Herkesin aklı var, bildiği gibi kullanır.

Lakin; bir yandan da acıyorum. Yaz aylarına denk gelen bu son bir kaç ramazandır açıkcası tek dileğim sevdiklerimin sağlıklarını kaybetmeden şu ayın çabucak bitmesi oluyor. Ve ramazan bitince ben rahatlıyorum.. Çok şükür geçti bu sene de, diyorum. Arabistan biliyorsunuz enlem derecesi nedeniyle ekvatora yakın olduğu için, bizdeki gibi yaz günleri upuzun geçmiyor, orada insanlar yaklaşık 12 saat oruç tutuyorlar ve tüm bir ay boyunca neredeyse gündüzlerin tamamını uyuyarak ya da klima altında geçiriyor, geceleri ise devamlı yiyip içiyorlar. İnandıkları dinin mantığında bu ne kadar doğru, tartışılır ama zaten bu kültürün yaptığı onca işi düşününce din ile bağdaşmayacak derecede yozlaşmış olduklarını da kabul etmek zor değil. Yine de Arabistan'da bile bu şekilde tutulan orucu, bizim dini bütün vatandaşlarımızın yaklaşık 16 saat tutuyor olması yani günün 2/3'ünü susuz geçirmeleri ve klimalar altında yaşama lüksü olmayan kesimin daha fazla bu tip dini vecibelere bağlı yaşam tarzı sürdüklerini düşününce.. Demek ki "kraldan daha kralcı olmak" zor değil diyor insan..

Açlığa dayanılır. Çok zor değil 16 saat aç kalmak. Özellikle de "inanç" işin içine girdiği zaman. Sağlıklı olmadığını artık hepimiz kabul ediyoruz bu kadar süre aç kalmanın ama vücudunuzun şeker grafiğini kafaya takmıyorsanız, sindirim ve boşaltım sistemi rahatsızlıkları umrunuzda değilse, tansiyon, kalp, dolaşım sistemine fazla takılmazsanız, o kadar saat açlık önemli değil. Tanrının yarattığı vücuda saygınız yoksa, ona en iyi şekilde bakmanın göreviniz olduğunu düşünmüyorsanız, tabii ki 16 saat yemezseniz ölmezsiniz. Ama susuzluk başka türlü bir şey. Sadece görünürdeki sorunlar değil, halsizlik, baş ağrıları, sinirlilik.. Ama içten çürütüyorsunuz vücudunuzu, beyninizi. Orucun farz olduğu dönemde insanların yaş ortalaması bugünkü kadar yüksek değildi; 40 yaşında tutulan oruç ile 60 yaşında tutulan orucun farkı daha o zaman söylenmişti ama insanoğlu "yaş aldığının" ve bunun vücut üzerindeki etkisinin bilincinde değil.. Üstelik beyin gerçekten zor bir organ, dersiniz ki "ben kendimi kötü hissetsem tutmam" ama şekeriniz düşüverir ve bunu siz daha "hissetmeden" şak diye bayılıverirsiniz. Zaten insan bunu hissedebilse ve kontrol edebilse; yol ortasında kimse bayılmaz, cümlenin orta yerinde kalp krizi geçirip ölmezdi. Vücudunuzu bu denli kontrol edebildiğinizi düşünmeye devam ediyor musunuz hala?

Tanrının bana inancınızı kanıtlamak için "kendi kendinize zulm edin" diyebilen acımasız bir tanrı olduğunu düşünmüyorum ben.. Orucu tanrıya olan inanç, sevgi, bağlılık ya da her neyse her hangi bir şeyi "kanıtlamak" için tutuyor olabilirsiniz ama size bağlı insanları da düşünün, çocuklarınızı, iş yerinizde sizin hareketlerinize bağlı onca insanı, trafikteki diğer araç sürücülerini ve yayaları.. Oruç tutuyorsunuz diye, bilinçsel güç kaybına bağlı olarak zarar verebileceğiniz diğerlerini.. Yine de oruç tutacaksanız, sevabı kadar vebali de boynunuza..

Ramazan.. Bir an önce bitip gitsin! Oruç tutan sevdiklerim sağlıklarını, afiyetlerini, bilinçlerini kaybetmeden ve zarar görmeden bu ayı geçirsinler. Benim tek duam budur... AMİN.

10 yorum:

  1. Sizin adınıza hiç bir dine inanmayışınıza ve dolayısıyla sadece hak ve son din olan islam dinini tanımayışınıza, bilmeyişinize çok üzüldüm. Kısmet kim bilir belki bir gün islamı müslümanlardan soyutlayarak Kur'an ve Hz. Muhammed'in hayatını öğrenerek tanırsınız. Eminim ki o zaman bu düşündüklerinizle geçen zamanınıza üzüleceksiniz. Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Yüzyıllık Konak, ben Kuran'ı 2 kez okudum, cumaları yasinimi okurum, müslümanlığın bana mantıklı gelen vecibelerini yerine getiririm, benim dini tanımadığım sonucuna varman biraz yanlış olmuş sanki bu durumda.. Yazımda da dediğim gibi, hiçbir dine inanmamaktan ziyade sanırım ben her dine inanıyor ve saygı duyuyorum. Fakat konu din değil, oruç bu yazıda,oruç tek tanrılı dinlerin hepsinde vardır (ben diğer dinlerin kitaplarını da okudum) ve orucun müslümanlarca yanlış tutulduğuna inanıyorum. Bilimin tıbbın bu derece geliştiği günümüzde Hz. Muhammed gibi açık görüşlü bir insanın bu gerçekleri göz ardı edeceğine inanmıyorum, o nedenle bu benim kendi fikrim, ben bu şekilde yaşıyor ve bundan dolayı vicdan azabı çekmiyorum çünkü yanlış olan gerçek dinde olamaz. Biliyorsun Kur'an da ddiğer kitaplar gibi yıllar içinde yorumlanmış, bir sürü sure çıkmış ve eklenmiştir, bunu artık din bilginleri de kabul ediyor kanıtları var bunun. Bu durumda ben inancımızı korurken aklımıza uygun davranma yanlısıyım. Benden de sevgiler ve sanırım sen oruçlusun, kolay gelsin sana bu ay.

      Sil
  2. Yanıtlar
    1. Ben de seni ayol, gel bi kucaklıyım seni! :)

      Sil
  3. Ben diyorum iste, tarih oncesi caglar hic bitmedi, biz o caglardayiz. Pantolon giydirilen bir maymun dogadaki diger maymunlara kiyasla ne kadar evrim gecirmisse, ev kedilerinin matematik zekasi fare tutmayi birakip hazir mamaya alisali beri ne kadar gelistiyse, biz de o kadar(cik) cikabildik tas devrinden. Dinimiz geregi butun yil oruc tutup kafamiza ayakkabi da giyebilirdik, seviyemize cok ters dusmezdi. (Iste bunlari dusunup bazen "Benim burada ne isim var cikarin beni burdan!" demek istiyorum)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Körü körüne inanç ilginç bir konu evet..

      Sil
  4. Karikatüre bayıldım yaa :)) Her ramazanın muhabbeti budur zaten; hocalara hep aynı tuhaf sorular sorulur oruca dair. Din mevzu gerçekten derin. İnanan insan, inanmaya devam etmek istiyorsa, sorgulamadan kabul etmek durumunda bana göre. Nicola Tesla şöyle demiş: "Kutsal kitapları okuyup anlamayan dindar, okuyup anlayan ateist olur." Müslüman olduğunu iddia eden ve kutsal kitabı bir kez bile okumayanları oranlarsak bence %80'den az değildir ve bu rakamın abartı olduğunu ciddi anlamda düşünmüyorum. Çünkü etrafımda gördüğüm müslümanların tamamına yakını kuranı bir kez dahi okumamışken, ateist olan ben, kuranı, tevratı ve incili okudum. Ben de aynı senin gibi, kutsal kitapları işkence tasvirleriyle dolduran, kullarını sürekli test eden, ödül-ceza uygulamasıyla dediklerini yaptıran, sadist bir tanrı olabileceğini düşünmüyorum. Yaratıcı konusunda ise, bu mükemmel dünya kendiliğinden olamayacak kadar mükemmelse, bunu yaratan bir tanrı, kesinlikle kendiliğinden oluşamayacak kadar mükemmel ötesi olmalı - ki bu sorunun da sonu gelmez. Yahu Ceren, ramazan ramazan beni dinsiz dinsiz konuşturuyorsun :D Akıl fikir diliyorum insanlara kısaca, ne diyeyim başka.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Katılıyorum. Üstelik, Kuran'ın ilk suresidir halbuki OKU....

      Sil
  5. Güzel yazıydı. Bir de arap ülkeleri bildiğim kadarıyla ramazanda tatil yapıyorlar işe gidilmiyor veya çok az gidiliyor, sahura kadar oturup ikindiye kadar uyuyarak geçiyor. Oruç tutanları allah kabul etsin ama ben özel durumum olmasa bile sabah 7 de baslayan çocuk pesinde maratondan dolayı burada 22.15 de olan iftara kadar dayanamazdım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ;) Çocuk peşinde koşturmak en büyük sevap zaten, öbür dünyada sayılmazsa, bu dünyada 2 senelik bir maratona katıldıydım derim en azından.

      Sil