4 Mayıs 2014 Pazar

House of cards

Biri bana oturup da politik drama izleyeceğimi ve hatta bağımlısı olacağımı söylese, "git işine kardeşim" derdim. Ama son iki haftadır House of Cards'ın müptelası oldum. 1990'larda aynı isimle BBC'de yayınlanan mini dizinin, 2013 Şubat'ından beri gösterilen ve başrolünde Kevin Spacey'in bulunduğu Amerikan versiyonundan bahsediyorum. Kevin Spacey'i aktör olarak zaten çok beğenirim ve genellikle orta yaş üstü aktörlerin, yüzleri sinema için eskidiğinde ama cepleri henüz yeterince dolmadığında "son bir kurtarış" niyetine oynadıkları diziler onların sonu olur ama Kevin Spacey muhteşem bir performans sergiliyor gerçekten.

Dizi Washington D.C.'de Dış İşleri Bakanlığı'na oynayan demokrat kongre üyesi Francis Underwood'un bir takım politik hilelerle önünün kesilmesi sonunda uğradığı hayal kırıklığı ve öfkenin hırsa dönüşerek onun ayağını kaydıranlardan intikam almasını anlatıyor. Çok sıkıcı mı, hayır.. Çünkü Underwood tam bir politik deha, insanları onlara iyilik yapıyormuş hissi vererek kullanma uzmanı, muhteşem bir iş adamı ve soğukkanlı, yapayalnız, hırslı ve yıkıcı bir kişilik. Diziyi izlerken bir yandan onun "güç" ve "insan yönetme becerisi"ne hayran oluyorsunuz, bir yandan korkunç kişiliğini ve yapılan sinsi haksızlıkları gördükçe sinirden tırnaklarınızı yiyorsunuz, inanılmaz sürükleyici bir dizi. Benim gibi normal şartlarda apolitik bir insanın bile ilgisini çektiğine göre.. Bu arada Amerikan politik sistemini bilmeseniz ve ilgilenmeseniz bile, sosyo-politik ortam ve özellikle güç ilişkileri, ego tatminleri, hırslar gibi konularda ufak bir şirket yönetseniz ya da hatta bazen aile içinde bile kendinizden çok şey bulabileceğiniz bir dizi. Özellikle Forrest Gump'ın kız arkadaşını da oynayan Robin Wright ile Underwood'un "açık evlilik" ilişkisi ya da Underwood tarafından kullanılırken kariyer yapan klasik "genç çıtır gazeteci" Kate Mara'nın kendine çizdiği yol ya da politik hırslar uğruna harcanan hayatlar, kullanılan basit insanlar, kullanılan çevre politikaları, uluslararası ilişkiler gerçekten insana "nasıl ya?!" dedirtiyor. Son derece gerçekçi bir dizi ve sadece Amerikan politik sistemi değil, bizimki ya da dünyanın her hangi bir yerindeki yozlaşmış tüm sistemler için geçerli durumlar işleniyor.

Ayrıca kişilik tipleri, sosyoloji ve psikolojiyle ilgilenenler için de öneririm. Ben kişilik gereği hırslı, yönetici, insan kullanabilen biri değilim ve bu tip insanlardan kendi isteğim ve uğraşımla uzak duruyorum ama çok tuhaf, ben bile bazen anlayabiliyorum ve yaşamımdaki insanlarda görüyorum bu "güç savaşları"nı.. Psikoloji anlamında Breaking Bad'den bu yana izlediğim en iyi dizi. Daha şimdiden bol da ödül sahibi. Netflix'ten izlenebiliyor. Tavsiye ederim.

2 yorum:

  1. Sevgili Ceren,
    Annelik üzerine yazdığın diğer blogunla tesadüfen tanımıştım seni yaklaşık bir ay önce o günden beri müdavimin oldum. Bir ara uzun uzun yazmak istiyorum sana :)
    House of cards dizisinin ilk bölümü beni biraz germişti, işyerimde bahsettiğin ilişki biçimleri dip boyutta yürütüldüğü için sanırım, gelemedim izlemeye:( en kısa sürede önerin üzerine tekrar izlemeyi düşünüyorum.
    Sevgiler,
    Songül

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Songül, çok sevindim, çok teşekkür ederim :)
      İlk bölüm beni de gerdi ama sonra gerile gerile müdavimi oldum, sadece politik hayatta değil, dediğin gibi sosyal hayatın her alanında birşeyler buluyorum ben de ne yazık ki.. O nedenle çok ilginç :) Sevgiler

      Sil