9 Ocak 2014 Perşembe

Bir tavuğun düşündürdükleri..

Etle aramın olmadığını yazmıştım bir çok kere. Ama tavukla ilişkim ciddi anlamda kısıtlı, çok uzun zamandır yemiyorum, yiyemiyorum. Sadece içindeki antibiyotik, genindeki oynanmışlık, beslenmesindeki etik olmayan tutumlar falan değil, kişisel olarak tavukla aramda psikolojik bir uzaklık var. Üç nedenden ötürü; ilki aldatılmışlık hissiyle, diğer ikisi de hayatımdaki kayıplarla ilişkili.

Eşim etsiz "doymayan" tiplerden, 8 senelik vejeteryanlığımı beni İran'a götürüp et, kebap ve pilav dışında hiçbir şeyin yenmediği o garip kültürde itinayla bozan da eşim oldu. Vejeteryanlığımı 2 gün boyunca lavaşa talimden sonra, tavuk dürümle bozdum. Hoş annem de beni "tavuk göğsünün içinde hiç tavuk olur mu ayol, işte ismi öyle" yalanıyla tam 8 sene oyalamış da haberim olmamış, yani aslında ben hiç vejeteryan olmamışım.. Annem de etsiz "doyamayan"lardan. Yani benim vejeteryanlığım yalanmış.. Tavuk beni ilk can evimden bu şekilde vurdu. Ayrıca tavuk göğsünün içine neden tavuk koyarlar, onu da o gün bu gündür çözemedim..

İkinci neden; sevgi ve kayıpla ilişkili. Bundan 8 sene önce kaybettiğim Semom, tavuğu çok severdi, can etoburum.. Her hafta ona bir tavuk alır, haşlar, etini derisini ayıklar, 5 kaba böler, dondurucuya atardım. Her akşam birini çıkarır, çözdürür, içine evdeki sebze yemeğinden bir kaşık, biraz da ekmek koyar verirdim. Evcil hayvanlara insan yemeği vermeyin derler ama 14 sene boyunca ben her hafta 1 tavuk, 2 de kırmızı etle menüler yapar, verirdim. Zararını görmedim, sağlıklı yaşadı, yanlış bir zamanda yanlış bir yerde olmasaydık, dünya sadece bilinçli ve saygılı insanlarla dolu olsaydı daha da yaşardı.. O'nun gittiği akşamki tavuğu kalmıştı dondurucuda..

Eşim arada tavuk yemeği yaptığında, didilmesi gerekirse bana yaptırıyor. Uzun yıllar tavuğa dokunamadım Semo'dan sonra ama eşim için yapıyorum, aradan yıllar geçtiği halde tavuk anatomisini unutmamışım, en küçük etin nerde gizli olduğunu hatırlıyorum, ne tuhaf.. Diderken, aklıma hep Semo'nun yanıbaşımda beklemesi, ara sıra ağzına atıverdiğim deri, et parçaları aklıma geliyor. Genellikle gözlerim doluyor. "Ölümü normalleştirmek mümkün mü?" demiş son yazısında Kitapsız Kedi, cevabı "hayır" ve alışmak da mümkün değil..

Bir de bu yaz ananemin ani kaybı eklendi bu tavuk hadisesine. Ananem, eskiden çok tavuk pişirirdi. Son yıllarda "bıktım" diyerek es geçiyordu etli yemekleri, sanırım insan yaşlandıkça daha hafif ve sade beslenmek istiyor. Ama çocukluğumun tavuk çorbalarının, tavuklu nohutlu pilavının tadı da anılarımda capcanlı. Ananem ne zaman tavuk pişirse, bana bir but verir ve bitirdiğim zaman ödül niyetine benimle "lades!" oynardı. Bilirsiniz muhakkak bu oyunu. Biri diğerinin elinden hiçbirşey almaz ya da "aklımdaaa!" diyerek alır, yoksa "lades!" oluverirsiniz. Bu lades oyunlarının hiçbirini yenemedim ben, çocukken zaten imkansızdı ananeme karşı cinlik yapabilmek ama büyükken de yenemedim O'nu. Çok aptal değilimdir ama ananem çok zeki bir kadındı, daha lades tutuştuğumuz kemiği çöpe attırmak için elime uzatır, ben o kalkmasın diye uzanır alırım tabii, her sefer istisnasız daha o saniyede "lades!".. Canım ananem, mekanın cennet olsun, orada da eminim yeniyorsundur herkesi bu tip oyunlarda.

Ama işte, tavuk bende böyle karışık hisler uyandırıyor. Yemekten de, didmekten de kaçınıyorum mümkünse. Zorunda kaldığımda da işte, düşünceler kafama üşüşüyor böyle.. Tavuk, ağır bir mevzu..

7 yorum:

  1. Tavuksuzluk taraftarıyım!
    Senin anılarınla boyutları bambaşkaymış. Hepsine rahmet dilerim.

    YanıtlaSil
  2. Yaa, neresinden başlasam şimdi ben yorumlamaya bu yazıyı. Semo'yla ilgili yazılarını okumuştum ama bu yazını okurken de boğazım düğümlendi yine. Gerçekten kabullenilmesi güç bir kayıp senin için.Okurken gözümde canlandı; sen onun tavuğunu hazırlarken seni nasıl beklediği, oturuşu, bakışı, kuyruğunu sallayışı...
    Tavuk mevzusuna gelirsek; et yiyenler için söylüyorum, en uzak durulması gereken et kaynağı şu anda tavuk olmalı.Dediğin gibi, antibiyotikler, hayvanların yaşam koşulları, yedikleri yemler vs..vs..Yenilen şey tavuk değil artık, tavuk eti görünümlü sentetik ilaç karışımı ve oldukça zararlı. Aynı şekilde bu tavuklardan elde edilen yumurtalar da...İlla da yenmek isteniyorsa doğal koşullarda yetişmiş tavuk eti ve yumurtası bulunmalı. Hoş, yine diyorum; tavuk eti yemezseniz ölmüyorsunuz :)
    Tavukgöğsü tatlısında tavuk olacağı fikri dediğin gibi pek çok insanın aklına gelmiyor. "Yok canım sadece adı öyledir" deniyor. Bir tatlıda neden tavuk olsun ki, tuhaf dimi :)
    Tavuk gerçekten ağır mevzu yaa, bu dünyada insanlardan en çok çeken canlı türü tavuktur bu arada.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkür ederim kitapsız kedi.. çok doğru yazdıkların, özellikle hindi olayından sonra bana vetoyu çekmediğin için de teşekkür ederim :)
      ya ben eşek konusuna da takılıyorum, filipinlerde üzerinde "born to suffer" yazılı tabela olan bir eşek gördükten sonra hele... of ki ne of.

      Sil
  3. Tavuksuz kazandibi oluyor ben yaptım bir kere. Muhallebinin dibinin tutmuşu. Kıvam aynı. Benim annem her seferinde tavuk göğsü-kazandibi der, muhallebiciler de aval aval bakar. Tavuk göğsü mü, kazandibi mi, diye sorarlar. Tavuksuzu da varmış kazandibinin diye annem onu öyle der. Belki de annemi de kandırdılar küçükken kim bilir? Tavuk ağır mevzu demen içimi burktu ama be Cerenmus...:S

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kazandibi zaten muhallebiyi yakan bir hatunun uydurması bence tamamen, ben çok severim onu da :) Az şekerli olacak ama, sütlü tatlı bile olsa. Zaten hamurlu tatlılarla aram yok ya.. Anneni de benim gibi kandırmışlar sanırım ;)

      Sil
  4. Tavuk konusunda pek yorum yapamayacağım ama ölüm konusunda son okuduğum ve bloga yazdığım kitaptan alıntı. Ölümü unutmak, ölümü düşünmemek, ölümü bilmem n’apmamak... Yok böyle bir şey... Ölüm kelimesi bir fiille kullanılacaksa, o fiil sadece ve sadece kabul etmektir

    YanıtlaSil