5 Aralık 2013 Perşembe

3 günde 5 kilo verdiren rejim

Yok öyle birşey tabii ki. Varsa da, yapmayın bence öyle bir delilik. Çünkü yo-yo etkisi diye birşey var, bu kadar hızlı verilen kilolar rejimi kestiğiniz anda hooop diye geri geliyor üstelik yanlarında da genellikle yeni dostlar getiriyorlar; kalp krizi, unutkanlık, şeker, tansiyon ne ben yazayım, ne siz okuyun. Ama bazı yaşam durumlarında 3 günde 5 kilo verebiliyor insan ve bunların hiçbiri de keyifli anlar yaşarken olmuyor ne yazık ki. Ya gıda zehirlenmesi geçiriyorsunuz, ya acil bir ameliyat, belki maddi ya da manevi bir sıkıntı, kayıp.. Olabiliyor. Ama o zaman da açıkcası verdiğiniz kiloya sevinmek aklınıza dahi gelmiyor.

Rejim yazıları genellikle yaz öncesi, bikini sezonuna beş kala yazılıyor. Kışın şu ilk günlerinde kendimizi kalın paltolara, kazaklara sarıp bol atkı ve battaniye altlarında saklandığımız için, rejim falan hak getire, genetik mirasımızın beynimize "soğuk kış günlerinde hayatta kalmak için kendine yağ tabakası hazırla" uyarılarına uygun davranarak, çoğumuz tabiri caizse, ne bulsak löp löp götürüyoruz. Kaçınılmaz olarak ben son 10 senedir her kış 2 kilo alır, yaz başında veririm. Özel bir çaba göstermiyorum, kışın bıkkınlığı ve yazın heyecanı yetiyor. Bu sıralar ilk kar düştüğü için, benim yine iştahım açıldı. İçimde yiyip yiyip kış uykusuna yatmak isteyen bir ayıcık var sanırım..

Son seneler hepimiz "sağlıklı yaşam" furyasına bir şekilde kaptırdık. Ben bu vesileyle çikolata bağımlılığımı bıraktım, 8 senedir çikolata yemiyorum ve eskiden bir oturuşta 500gr.'lık nutella'yı kaşık kaşış bitirebilen bendenizin artık çikolatayı canı dahi istemiyor. Hatta çikolata filmini izlese bile! Beslenme bir alışkanlık işi.. Çocukken hamur işlerini severdim, şimdi sevmiyorum. Eskiden yemediğim sebzeler vardı, şimdi tam bir ot-kafaya dönüştüm, balık diye bir canlı olmasa et yemek aklıma dahi gelmeyecek. Yemekleri yağsız ve tuzsuz pişiriyorum ve afiyetle yiyorum, bir eksik hissetmediğim gibi, başkasının yalı ve tuzlu yemeklerini de yiyemez oldum.

Bu günlerde özellikle pırasayla kafayı bozmuş haldeyim. Bizim kültürde pırasa zeytin yağlı pişirilen ve pek kimsenin de dokunmadığı, az ucundan yenip genelde bir hafta sonra vicdan azapları duyularak çöpe dökülen bir yemektir (hadi hadi öyledir, itiraf edelim). Ama son iki senedir ben bu pırasanın fahri konsolosluğunu falan üstlendim sanki, ne müthiş bir tatmış yahu. Bırakın zeytin yağlısını (o da güzeldir hele ki teyzem yaptığında) ama pırasalı börekten tutun, pırasalı somonlu pizzaya, kişlere, pırasa kavurmasına falan kadar ne güzel tarifler varmış! Bana göre bir insan bir besini "sevmiyorum" demek için, o besinin çok farklı türlerinden denemeli ve öyle karar vermeli. Pırasa güzel birşey. Anlaşılamayan sebze, gariban.. Yalnız ve güzel sebze..

Bir de yurtdışında yaşarken bir tuhaf ayrıntı yakaladım ben, "yüksük makarna" denen Türk sofrasının vazgeçilmezi Türkiye dışında - hatta makarnanın beşiği İtalya'da dahi - yok! Ciddiyim, yok! O boy ve o görüntüde makarna olmaz mı yahu, yok, bulamadım ben hiçbir ülkede.. Oysa ki şu yanda fotosunu eklediğim çocukluğumun vazgeçilmezi salçalı kekikli domatesli biberli sosisli yüksük makarna nasıl bir şaheserdir!? Bir bu, bir de yeşil zeytinli, kekikli, beyaz peynirli ve maydonozlu yüksük makarna.. O da güzeldir.. Hepsi makarna, ham maddesi aynı diyeceksiniz ama yok, kesim şekline ve boyutuna göre tadı değişiyor ve en güzeli bence yüksük makarna. Yaşasın yüksük makarna!

Yemek yemek sadece fizyolojik bir ihtiyaç değil, psikolojik bir doyum da sağlıyor insana. Özellikle şu karanlık kış günlerinde kocaman bir bardak sıcak zencefilli ve ballı süt eşliğinde ufak bisküviler atıştırmak, güzel bir roman okumak, battaniye altına kıvrılmak, dışarda fırtınalar dahi kopsa evde sıcacık, sarman sarman oturmak. Bu sıra yapamıyorum ama severim.. Çikolatayla birlikte kakaoyu da bıraktığım için (ki bu da aburcubur şansımı neredeyse yarı yarıya azalttı, herşeyin içinde kakao varmış azizim!) Negro denen (biraz ırkçı bir bisküvi, valla Amerika'da olsa direkt dava ederlerdi çikolata renkli insanlar) şaheseri süte bandırmayalı 8 sene oldu, güzel bir anıydı o.. Ama kaliteli pötibör ya da bebe bisküvisi de aynı işi görüyor. Ya da şu yandaki "hayvanlar alemi" Leibniz marka bisküviler, neşeli ve bol sütlü. Bu arada cheesecake altına hamur yerine Başak isimli kepekli bisküviyi kullanıyor annem, haberiniz olsun, vallahi süper birşey oluyor ve de kakaosuz :)

Yemek yapmak da ayrı bir hikaye. Bizim ailenin kadınları yemek konusunda deryadır da ben kime çekmişim bilemedim. Aslında yapınca iyi yaparım, yiyenler parmaklarını yalar, bir tabak daha isteyenler olur ama çok üşengeçim. Sıkılıyorum yemek yaparken, hele bildik birşeyse.. Kimse bana klasik tencere yemeği yaptıramaz mesela, içinde tutku yok ayol. Ama yeni bir tarif, yeni bir buluş, heyecan, o ayrı. Sanırım benim için yemek yapmak biraz sanat işi ve bizim evin sanatçısı da kocam olduğu için, yemek işi %90 onun işi. Hem keyif alıyor, hem de gerçekten yetenekli. Dedesinin çikolata ve şekerleme fabrikası (Charlie'nin çikolata fabrikası geliyor hep gözümün önüne) çok meşhurmuş vakti zamanında, bu işler genetik sanırım.

Velhasıl, yaşasın kış ve ince görünme zorunluğu olmadan yaşamak!

8 yorum:

  1. 1- Bir oturuşta 500 gr nutella yemek miii? Okurken gözlerim iki katına çıktı :)
    2- Pırasa bence de zavallı bir sebze :) Vejetaryen olan benim bile sevmediğim tek sebze. Ama annem yüzünden. Çocukken zorla pırasa yedirmişti bana. İşte o günden beri ağzıma sürmem. Tadını bile bilmiyorum artık.
    3- Makarnaaa. Her türlüsüne varım. Her gün yerim, hiç de bıkmam. Favorim penne.
    4-Çikolata ve kakaoyu bırakmak da ne demek yahu. Çikolata yemeden yaşayabilen insanlar da varmış demek :) Takdir ettim. Nasıl becerdin sorması ayıp?
    5- Yemek işini %90 oranında eşe bırakmış olmak da bir kadın için son derece sıradışı. Kıskandım, kendi eşime sinirlendim bak şimdi. Benim de eşimin dedesi pastacıymış. Pastacı torunuyum ben diye atıp tutmayı bilir ama iş icraata gelince fısss. Pehhh, ne torunlar var, bak da gör :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1. sorma.. 2. bi sans daha ver, bazen uyuyunce sebzelerin tadi degismis oluyor :P 3. penne yuksukun buyuk abisi degil mi zaten? 4. tatsiz bir hikaye, bosver 5. ama tatli hicbirseyi hatta meyveyi dahi agzina surmez iyi mi!?

      Sil
  2. Buldum galiba yüksük makarnayı gözün aydın. Pırasayı genelde salataya katıyorum ve böreğini yapıyorum ben.çok severim pırasayı. Bir de yemek yapma mevzusunda benzer düşünüyoruz hele dar zamanlarda alelacele yemek yapmak ve ne yapsan yemeyen bir çocuğun olunca öyle sıkıcı oluyor ki. Umarım seninki iştahlı bir çocuk olur, yemeyen bebe çok ama çok zor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gececim sorma, annem doktor ya, hem cok yogun calisir hem deaksam eve gelir yarim saatte 4 cesit yemek yapar! Bu isler insanin icinden geliyor galiba, esim de "ben yemek yaparken dinleniyorum" diyor, e ben de biraktim dinlensin adamcaaz :))))

      Sil
  3. bu yazıyla ilgili aklıma takılanlar:

    1. kış sebzelerinin sadece börek içerisinde tüketilmesi gerektiğini düşünüyorum. özellikle evi işgal eden yarım lahana macerasından sonra fikrim pekişti.

    2. o yüksük makarna yavrularını daha iyi besleyebilmeleri için bir kaşığa maksimum makarna tanesinin sığmasını hedefleyen türk annelerinin işi. küçükken neden iş spagetti pişmezdi acaba evlerde?

    3. inal'da akşamüstü dağıtılan negrolar hala aklımda

    4. kakaonun ne zararı var?

    5. sevgiler. yeşim berlin'de ve donmuş :p

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 1. cok mesafeli gordum sizi bayim :))) borek borek nereye kadar ama?! 2. hakikaten ya spagetti yok muydu ubizim cocukluumuzda? yoksa asiri titiz turk kadinlari huuuup yaparken etraf batacak diye boykot mu ediyorlardi? 3. benim de sabahki leblebi uzum ikilisi, kisi basina 10ar tane hahaha ama hala severim bak! 4. zarari yok, benim psikopatligim 5. aaaa keske munihe de gelse(niz) ek madde: ilk yorumcuyla ortak falan misiniz :p

      Sil
  4. kış sebzeleri ve meyveleriyle aram pek yok. kış uykusuna girme sevdasının yansıması her halde :) ben spagettilerin tutulmamasını buna bağlıyorum gerçekten de. düşünsene ağzına tıkıyor rahatlıkla düdüğü burguyu ama diğerini sarması lazım. bir de kirlilik dediğin gibi.

    münih'e yolumuz düşer umarım. ilk yorumcuyla bir tanışıklığımız yok bu arada :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Efsane Turk anneleri :) Cocuk 4 yasinda kendi kendine yiyebiliyor diye ovundu biri gecen yaz, ayol 1 yasinda da catal kullanan cok, biraksalar.. diyemedim sustum. Dur bakalim ben nasil olucam genetik mi cevre mi baskin olacak :P bekliyoruz her daim!

      Sil