6 Ekim 2013 Pazar

Deniz kenarındaki ev

Çok hırslı, eşyaya bağımlılık sorunu olan; yani şunum olsun, bunum olsun diyen biri olmadım hiç. Çok şükür hali vakti yerinde bir ailenin tek çocuğu olarak rahat büyüdüm ama ailem hiç bir zaman her dediğimi yerine getirmedi, beklemeyi ve birşeyleri kazanmayı öğrettiler bana. İhtiyacım olmadığı halde sırf moda olduğu için almak istediklerimi ne tamamen kısıtladılar ne de her isteğimi koşulsuz aldılar. Genellikle çok istediğim ama çok gereksiz ve de anlamsız bir şey olduğunda, bunu harçlıklarımı biriktirerek kendim almamı sağlamayı ya da doğum günü veya özel bir günde ödül olarak vermeyi tercih ettiler. Doğru da ettiler çünkü dünyanın binbir türlü hali var; zenginlik, mal mülk daim olamayabilir ve rahatlığa alışan insan biraz eli sıkıştığında sudan çıkmış balığa dönebiliyor. Oysa ben cebinde az para olması, o parayı ekonomik bir şekilde kullanmak nedir öğrendim, biliyorum. Allah bir kıtlık verdiğinde hayatta kalmak ve yine de halime şükredebilmek için, bunu öğrenmek gerekiyor. Sadece kıtlıkta da değil, bence insanın genel olarak tüketim çılgınlığına kapılmadan ama eli darda da kalmadan, ara sıra kendi için birkaç gereksiz ve anlamsız ama mutlu eden harcamayı yaparak yaşamayı öğrenmesi gerekiyor.

Elim sıkıdır aslında.. Bir kazağı, bir pantolonu, bir ayakkabıyı orası burası delinene kadar giyerim bazen. Ama yenisine para harcamamak değil derdim. O eskiyen elbiselerdeki hatıralar, kumaştaki yumuşaklık ve rahatlık, yıllar içinde değişen modaya meydan okuyarak çevremdekilerin "aa nerden aldın, çok güzel!" demesi, beni bu eşyalara bağlıyor. Ananem bazen cebime harçlık sokuşturmaya kalkar, "koca kız oldum anane" diyip kabul etmediğimde de bana "zengin evin fakir kızı gibi, ne bu böyle!" diye çıkışırdı. Bense kendimi tüketim çağının eşyaya bağlı bir garip insanı olarak görüyorum.

Ama bir hayalim var, hatta evleneliberi hayalim"iz" oldu. Deniz ya da denizsiz Almanya'da yaşamaya başladığımdan beri nehir kenarında, bahçeli bir ev sahibi olmak. Öyle kocaman bir ev değil, küçücük, fıçıcık, içi dolu turşucuk. Hani pembe panjurlu, ya da ben pembeyi sevmediğim için, belki yeşil panjurlu, bahçesinde kendi çiçeklerimi yetiştirebileceğim, bisikleti öylesine çimenlere atıp eve koşabileceğim, aydınlık, sakin, huzur dolu bir evceğiz işte.. Ananemle dedemin Ege'nin o küçük sahil kasabasında, falezlere kurulu, 180 derece deniz gören, bahçesinde önce dedemin, sonra eniştemin ve babamın, sonra benim diktiğim ağaç ve çiçeklerin olduğu, bembeyaz ve ışıkla dolu evleri gibi.

Hemen olsun istemiyorum bu dileğim, çalışıp kazanalım ki keyfine varalım. Belki yaşlılığımızda bahçesinde karşılıklı birer kahve içeriz eşimle, belki torunlarımız bisikletlerini öylece bırakıp çimenlere, içerde mis gibi kokan üzümlü kurabiyeyle süte koşarlar. Annemle babamın Bursa'daki evleri gibi; kocaman bir bahçe, bahçede minderler, illa ki yasemin kokusu olsun istiyorum. Annem gibi sardunyalar dikeyim, babam gibi bahçeden elma toplayıp getireyim.

Almanya'da kalırsak, belki nehir sesiyle uyanırız sabahları. Nehrin kenarına kurulu evin illa ki bir ulu kestane ağacı olmalı. Ve ağacın kalın bir dalından aşağıya sarkan bir salıncak. Buradaki evler gibi ve benim çocukluğumda bu evlerden bihaberken çizdiğim ev resimlerindeki gibi, çatısı üçgen olmalı. İki oda, bir salon yeter. İlla ki iki de banyo ve kocaman bir mutfak ama! Nehirde kağıt gemiler yüzdürmeliyiz belki torunlarla, yaz gelince kitabımı alıp (ve de yakın gözlüğümü) bahçesinde saatler geçirmeliyim - ta ki buraya özgü, her akşam aniden bastıran ve aniden bitiveren yaz yağmurları boşalana dek.

Böyle bir hayalim var işte..

10 yorum:

  1. Ahh kim istemez böyle bir evi. Ne güzel anlatmışsın yaa. Bahçede de bir köpek olsun ama :) Umarım gerçek olur hayalin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 14 senelik dostumu kaybettikten sonra henüz hazır değilim yeni bir köpeğe ama kim bilir.. Belki günün birinde..

      Sil
  2. Umarım hayallerin gerçek olur,hayali bile huzur verirken...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Senin sayfandaki o öylesine bırakılmış bisikletin fotoğrafını görmek mutlu ediyor beni :)

      Sil
  3. Ne kadar güzel ve ne kadar tanıdık hayaller bunlar:) Umarım bir gün gerçek olurlar tam da hayalini kurduğun gibi. Bu anlattıklarını okuyunca kendimden de parçalar buldum. Ben de tek çocuğum. Şımarık büyütülmedim. Her istediğim alınırdı ama zamanında ve yeri geldiğinde. Öyle her allahın günü ıvır zıvır şeyler değil yani. Ben de eşyaya bağımlı biri değilim ama hatıralara çok bağlıyım. O yüzden de kimi zaman bana geçmişi hatırlatan şeylerimi yanımda tutma isteğim ağır basar. Benim de senin gibi en büyük arzum hayalim bahçeli bir eve sahip olmaktı. Şimdi o eve sahibiz. Burada geçirdiğimiz sancılı zamanların bir hediyesi gözüyle bakıyorum ona. Hep hayaller kuruyorum bahçesindeki meyvelerden toplayacağım çimenlerinde kitap okuyacağım diye. Şu an tadilat halinde olduğundan henüz hayalimdeki gibi bir halde değil ama var ya o bile mutlu olmaya yeter de artar. O yüzden çoook iyi anlıyorum seni. Evi aldığımızdan beri aklım daha çok orada, hep neler yaparız diye düşünürken buluyorum kendimi. Mutfağında pişireceğim yemeklerin kokuları bile geliyor burnuma. Çok başka bir duygu. Darısı başınıza diyorum. Hepimizin tüm güzel hayallerinin gerçek olabilmesi dileğiyle. Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Evi anlatsana bir ara, ben de seni yeni buldum ve çok sevdim yazılarını..

      Sil
  4. Umarım erkenden olur bu ev işi. Ben de çok istiyorum.
    Su önemli, su.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet su cok onemli :) olmadi seneye balkona biplastik legen atip oturacagim artik:) beni ziyarete geldiginde beraber yuzeriz!

      Sil
  5. Yazın üzerine düşünüyorum düşünüyorum hayalimi bulamıyorum bir hayalim bile kalmamış artık başkaları için yaşamaktan :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kendimize zaman ayirmayi ogrenmemiz lazim.. sonra yagmur gibi geliyor hayaller..

      Sil