29 Ağustos 2013 Perşembe

Meryem Uzerli'nin çocuğu

On senedir Türkiye'den uzakta olduğum için (arada iki sene döndüm aslında ama o zaman da işten çıkıp nerde akşam orda sabah mantığı içinde yuvarlanıp gittiğim bir hayat standardı içindeydim.. kendim magazindim yani.. heyt be günler..) ülkedeki magazinel gündemden pek haberdar değilim. Hoş Türkiye'de yaşarken de magazin cahili biriydim; sağır sultanın bile duyduklarını ben duymaz, görmez, bilmezdim. Dolayısıyla Muhteşem Yüzyıl isimli diziyi de, orda anladığım kadarıyla baş rollerden birinde oynayan Almanya doğumlu Meryem Uzerli'yi de tanımam, bilmem. Ama iç ve dış basını yakından takip eden bir insan olduğum için, son dönemlerde bu kadıncağız üzerinden yapılan ilginç diyalogları da okumadan geçemedim.

Özetle; dizi setinden tükenmişlik sendromu nedeniyle kaçan Uzerli'nin, Ayşe Arman'ın araştırmacı gazetecilik dehası sonucunda meğerse evlilik dışı hamile olduğu ortaya çıktı. Türk sosyal sistemi, örf ve adetler, "kadın" kimliğine ve "anne" kimliğine biçilen roller Batılı kadın Uzerli'nin alışkın olduğu sistemle örtüşmediği için de, Uzerli'nin apar topar memleketi Almanya'ya geri döndüğü ve çocuğunu cesurca bu medeni ülkede doğurup büyüteceği kamu oyuna sunuldu. Tabii şimdi bir kısım insan "evlilik dışı" kelimesine takılırken, bir başka grup insan "aman da ne cesur kadın bak bizim yapamadığımızı yaptı aferin ona" kısmına takıldı kaldı. Herkesin ortak fikri de Almanya'da bu "tek başına çocuk yapma ve büyütme" işinin ne kadar yaygın ve kabul edilebilir olduğu, bu işin bu medeni ülkede ne kadar rahat yapılabileceğiydi..

Lakin ben de aynı medeni ülkede yaşayan, "evlilik içi" bir çocuk yapmış ve büyütmeye çabalıyor olan bir yeni anne olduğum için, Uzerli'nin "medeniyete kaçış" hikayesini bir mutlu son olarak göremiyorum.. Almanya'da kimse kimsenin evlilik içi ya da dışı yaşadığını umursamıyor evet, çünkü burada insanlar sizi toptan umursamıyorlar. Komşunuzu ismen - o da soyadı bazında - tanıyorsanız, sabahları günaydın, akşamları iyi akşamlar'dan ibaret bir sohbetiniz varsa, sosyal bir apartmanda yaşadığınızı düşünebilirsiniz. Bu durumda bırakın evliliği, çocuğu, kimse sizin hayatta olup olmadığınızı dahi pek umursamıyor. Bu iyi midir, kötü müdür; bilmiyorum.. Ben memnunum halimden; kendi seçtiğim arkadaşlarımla görüşerek, kendi işime ve aileme bakarak, fazla da diğerlerini umursamadan yaşayıp gidiyorum. Lakin Almanya'da şöyle bir sistem de söz konusudur; bir kadın anne olduktan sonra 1 seneye yakın annelik izni verilir ve maaşını evinde çocuğuna bakarak alır. Ayrıca çocuk başına bir miktar ek ücret de ödenir. Fakat yine Almanya'da çocuğu büyüyen kadının işe dönmesi aynen Türkiye'deki gibi bir sorundur. Burada çocuklar 3 yaşından itibaren anaokuluna giderler. Anaokulları ücretlidir. Çocuklar 6 yaşında ilkokula başlayana kadar bu ücreti siz karşılarsınız, sonraki eğitim devlet güvencesinde ve ücretsizdir. Fakat okul saatleri öyle tuhaftır ki; mesela sabah 8'de giden çocuk bazen 12 ya da 2'de eve döner. İş çıkışı 5 olan bir kadının bu abuk saatte evde olması ya da çocuğa okul sonrası bakım verecek bir kişi ya da kurumla anlaşması gerekir. Burada büyükanneler de çocuk bakımında bizdeki gibi olmadıkları için, ya da bizdeki gibi sudan ucuza bakıcı bulunmadığı için, çalışan kadının neredeyse tüm maaşı okul dışı bakıma gider. Bu da birçok kadını işe geri dönmek konusunda düşündürür.. Kaldı ki, çalışanların annelik izni süresince maaşlarını ödemekten ve yerlerine gelen elemana da ikinciye maaş ödemekten hiç hoşlanmayan patronlar da açıkcası işyerlerinde kadın bulundurmamak için binbir dereden su getirirler.. Yani Almanya öyle "çocuk da yaparım, kariyer de" cenneti bir ülke değildir.

Uzerli'nin hamileliğine dönersek; bu durum tabii ki sadece kendini ilgilendirir. Çocuğunu ister Türkiye'de doğurur büyütür, ister Almanya'da. Kendini nerede daha az "tükenmiş" hissederse orada çalışır ve yaşar. Hoş Almanya'da öyle Türkiye'deki kadar kolay "ben tükendim arkadaş hadi byee" diyip işten ayrılamazdı, ayrıldıktan sonra da bir daha aynı sektörde kolay kolay iş bulamazdı çünkü burada kanunlar biraz daha sert ama olsun, onu da geçelim.. "Bir çocuğu tek başına büyütmek" kısmına takıldım ben..

Yıllar önce; aşktan ağzım yanmış, ailemin sıcak kanatlarının altına kaçmıştım. O haftasonu "ulen, bu erkek milleti içinde bana uygun akıllı uslu bitane denk gelmeyecek galiba" diye düşünürken, aklıma "aman ilerde çocuk isteği duyarsam, yaparım bitane tek başıma da aslanlar gibi büyütürüm" fikri gelmişti. Bu beni oldukça heyecanlandırmış, her konuda rahatça tartışıp fikirlerini alabildiğim oldukça geniş yürekli insanlar olan anne ve babama bu fikri açmıştım. Bana söyledikleri "zor iş ama sen bilirsin. istediğin buysa biz her koşulda destek oluruz" beni nasıl da şaşırtmış ve rahatlatmıştı.. Şimdi düşününce.. Ancak gülümsüyorum.

O günden bu yana; teeee nerelere gidip şans eseri sevdicekle tanışmam, sonu evlilikle ve bir çocukla biten upuzun ve inişli çıkışlı hikayemiz.. Şimdi düşünüyorum da; arkamda ailemin sosyal desteği, ekonomik özgürlük, okumuş yazmış olmak; tüm bunlar olsa da tek başına çocuk yapmak inanılmaz zorlardı beni.. Ancak şimdi; iki kişi bile bakımına yetişemediğimiz kızımı düşününce "beni Allah korumuş bu düşüncemi gerçekleştirmekten" diyorum. Tek başına çocuk büyütmek çok zor olurdu, çok! Tüm tek ebeveynlere Allah kolaylık ve sabır versin. Dolayısıyla, zavallı Meryem Uzerli de anne olmadan önce umarım "tükenmişlik sendromu"ndan bir an önce çıkar ve güçlü bir kadın olmaya, karar ve sorumluluklarının arkasında durmaya karar verir. Çünkü insanın bir kez çocuğu olunca, artık kendisi büyümek durumunda kalıyor ve artık o "amaaaağn, ne olursa olsun canım" boşvermişliğini, benmerkezci yaşamın keyfini, "kaçıp gitme" özgürlüğünü yaşama lüksünüz kalmıyor..

3 yorum:

  1. oooooh kalemine sağlık Cerenmus. Düşüncelerime tercüman olmuşsun. Tek başına çocuk büyütmeyi bırak dediğin gibi iki kişi bile çocuk büyütmek büyük cesaret. Eskiden böyle değilmiş ki halalar teyzeler hep bir arada yaşarmış, çocuklar da ortada büyürmüş işte.
    O minik ayaklar seninkinin mi yoksa? Çok şirin ama!!!!

    YanıtlaSil
  2. Kesinlikle fikirlerinizin her bir hücresine katılıyorum. :) Hayat çocuktan önce ve sonra diye ikiye ayrılırıyor bence ve yaşamın geriye kalanın artık bilinçli, sabırlı ve yüksek sorumluluk duygusuyla geçirmek farz oluyor.
    Sevgilerimle, güzel günler dilerim...

    YanıtlaSil
  3. Aylardır bloglarını kayıt listeme alacağım alamadım bugün geldim nihayet. Tek başına çocuk büyütmek zor ama meryem uzerlinin almanyada annesi arkadaşları vs vardır diye düşünüyorum bir de maddi olarak sıkıntısı yoksa bakıcı desteği de alır üstesinden gelebilir böylece

    YanıtlaSil