3 Temmuz 2013 Çarşamba

En..

"En.. " ile başlayan sorular sorulduğunda hemen cevap verebilen insanlara karşı içimde her zaman bir hayranlık olmuştur. Yani mesela "En sevdiğiniz müzisyen kim?", "En severek yediğiniz yemek hangisi?", "En severek yaptığınız spor ne?" gibi sorulara bir kaç saniye - hatta daha bile az - düşünüp, hemen cevap verebilen insanlardan bahsediyorum.. Ben asla onlardan biri olamadım. Tek seçenekli hayat asla bana göre olmadı..

Biri evime gelip kütüphanemi görünce bana hemen - hiç değişmeden - aynı soruyu sorar "Ooooo ne çok okuyorsun, peki en çok sevdiğin yazar kim?" Kabusum bu soru benim. Onca muhteşem yazar arasından birini seçmem gerekiyor ya, mümkün mü bu? Hem hepsini başka nedenlerle severken, başka başka sebeplerle kendime yakın - yoldaş - hissederken, ya da geçmişte bir süre hissetmişken.. Sadece bir isim vermek, diğerlerine karşı yapılmış bir haksızlık, bir kıymet bilmezlik, bir hakaret değil midir?

Dün akşam yemeği için sevdicekle evimize yakın, serin ve sakin bir bira bahçesine gittik. Hani bazı restaurantlarda "günün yemeği" olur ya, sevdiceğin şansına dün oldukça uygun fiyata "spare ribs" vardı (pirzolaymış Türkçesi, etle aram olmadığı için et yemeklerinin isimlerini de birbirine karıştırırım hep). Sevdicek gözlerini belerte belerte, yutkuna yalana yedi koca bir tabak pirzolayı ve son lokmada "Eğer idam ediliyor olsaydım ve son yemeğim sorulsaydı kesinlikle spare ribs derdim" dedi. En çok sevdiği yemek buymuş. O dakikada tabii benim aklımdan ışık hızıyla, sevdiceğin idam edilmeyi gerektirecek ne gibi bir suç işlemiş olacağı ve hemen akabinde ben kendim idam edilecek olsam son yemek olarak ne isteyebileceğim geçti. En çok hangi yemeği seviyorum yahu ben? Bilemedim.. Yani sebze yemeklerini seviyorum, peyniri severim, süt ürünlerini severim, balık çok severim, yağlı ve tuzlu ve soslu ağır yemekleri sevmem tamam da, "en" çok sevdiğim yemeği bulamadım.. Sevdicek bana yardım olsun diye "en zevkle yediğin üç yemeği nerde ne zaman yedin?" diye sordu. Durumu daha beter etti. Yahu ben hayatımda yediğim en güzel üç yemeği nerede, ne zaman yediğimi de bu yemeğin ne olduğunu da bilmiyorum. Evet çok güzel yemekler yedim ama "en" güzellerini hemen düşünüp, bulup da söyleyemiyorum.

Bu sorunum ayaküstü sohbetler yaparken de başıma çok dert oluyor. Biriyle yeni tanıştığımda bu tip "en" sorularını cevaplayamıyorum. Öyle kalıveriyorum. Yani bir çok müzik grubunu severek dinler, albümlerini beklerim. Bir çok yazarı severek okurum, son kitaplarının çıkış tarihini takip ederim. Bir çok sevdiğim sanatçı, düşünür, tv programı, dergi, yemek, bitki, araba, ülke seyahati falan vardır. Kendi çapımda çok boş bir insan olmadığımı düşünürüm yani. Ama gel gör ki biri bana "en.." dediğinde kalakalır, tek bir isim bile söyleyemem! Birini söylesem, diğeri köşede kalacak.. Seçemem.

Belki de bu bir "odaklanma sorunu" ve bir liste yapmam, boş bir zamanımda bu "en" leri düşünüp hazırlamam, gerektiğinde de fırt diye sıralamam lazım.. Bilmiyorum. Ama hayat o kadar renkli, o kadar çeşitli, o kadar değişkenken bu bana çok anlamsız geliyor..

1 yorum:

  1. ben de tam iki gece önce bu soruyu düşündüm, bulammaıştım cevabı. en sevdiğim yemek ne bilemiyorum :)
    yaş ile seçimlerimiz de değiştiğine göre, "en" sorularından cevap verebileceğim tek bir soru var: dünya üzerinde en beğendidğim mimari yapı: Divriği Ulu Camii diyebilirim pekala!

    YanıtlaSil