6 Mayıs 2013 Pazartesi

Arıların istilasına beş kala

Korku filmi adı gibi bir başlık olduğunun farkındayım ama hayatımız çok yakında hakikaten korku filmine dönme tehlikesi taşıyor. Geçen haftadan beri oldukça iri bir yaban arısı evin çevresinde, aynı saatlerde, gittikçe daralan bir çemberde dolaşıyor ve birkaç sene önce yaşadığım istiladan sonra bunun ne demek olduğunu az çok biliyorum.. Zira ben hayvanların da bizim kadar yaşam hakkına sahip olduklarını düşündüğüm için, asla bir hayvanı öldüremem ve bu huyum sayesinde birkaç sene önce banyoma kovan kuran bir arı kolonisiyle savaş vermek durumunda kalmıştım. Kraliçe arı banyonun kuytu bir köşesine kovanı kurmuş, yumurtlamış, her geçen gün gidip gelip kovanı kontrol eder olmuştu ve ben yine ona zarar vermek istemediğim için, onun dışarıda olduğu bir zamanı kollayıp, banyonun açık penceresine tel çektirmiş, sonra da kovanı talan etmiştim. Daha larva ve kurtçuk aşamasındaki arı kolonisini de spatula yardımıyla kazımış ve bunun soykırım değil de bir nevi kürtaj gibi bişey olduğuna kendimi inandırmıştım.. O sene arılara bir hastalık geldi ve dünya genelinde arı nüfusu baya bir azaldı, bal da 3-5 misli pahalı hale geldi. Belki bir rastlantıydı ama ben yine de biraz "karma"dan şüphelenmedim değil.. Bu tip olayları kendime yansıtmak gibi tuhaf megoloman / psikotik yanlarım var nedense..

Lakin; şu an ikilem içindeyim. İçimdeki ses "elleme bırak kursun evini, zaten o seni tanıdı, zarar vermediğini anladı, o da sana zarar vermez" diyor. Ama megakent çocuğu sevdicek kat-i surette bir arı kolonisiyle yaşayamaz, bunu da biliyorum. Bir de Haziran ayında bize gelecek son derece hassas bir misafir söz konusu ki, kendisini de bu arı kolonisinden mümkün mertebe uzak tutmak gerekir.. İkilemdeyim..

Mükemmel cinayet planı yapar gibi hissediyorum kendimi sabahtan beri. Akşam 5 gibi geliyor kraliçe arı ve hep aynı yerde dolaşıyor, sanırım kovanı kuracağı yeri belirledi. Geçen hafta evin içini de dolaştı ama dışarıdaki kepenklerin içi daha güvenli geldi sanırım. Bir şekilde tekrar evin içine çekip hapsedip havasızlıktan, açlık ve susuzluktan kendi kendine hakkın rahmetine kavuşturmak belki de en mükemmel cinayet planı.. Kendimi katil gibi hissetmemek adına.. Ama bu da çok canice geliyor. Yoksa bir gazete darbesiyle ani bir ölüm daha mı iyi olur?

Şu hikaye geldi aklıma: Birkaç sene önce Koreli bir arkadaşıma çalıştığı şirket bir canlı alabalık hediye etmiş. Bunlar ailecek budist oldukları için hiçbir canlıyı öldüremiyorlar tabii. Küvete koymuşlar balığı. Yaklaşık bir hafta o küvette hayvan açlık ve havasızlıkla mücadele etmiş ve sonunda mefta olmuş. Bunlar da afiyetle yemişler. Nedir, balığı öldürmediklerini düşünüyorlar! Bu hikayeyi dinledikten sonra kızdan iki misli korkmaya başladım (zaten uzak doğulu kızlar beni biraz ürkütür ezelden beri, The Ring, Tale of Two Sisters falan gibi filmler sağolsun..) Ona benzemek istemiyorum.

Einstein'ın relativite kadar ünlü olmasa da, arılarla ilgili bir teorisi de ünlüdür, bilmem bilir misiniz. Der ki: "Arıların nesli tükendiğinde, insanoğlunun da yeryüzünde sadece dört senesi kalmıştır".....

13 yorum:

  1. Bilmiyorum nerden gelen bir bilgi ama arıları uzaklaştırmanın en güzel yolunun duman olduğu bilgisi yerlşmiş kafama. Tabii tekniği bilmiyorum ama sen o ortalıkta uçarken duman filan çıkarsan? Tabii evi yakmadan.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. E duman gidince geri gelir?

      Sil
    2. Ama rahatsız oluyorlar. Belki orası uygun değil diye düşünür ve oraya yuva yapmaz.

      Sil
    3. Hem belki geri gelirse gene duman çıkarırsın bir kaç defa üst üste olursa perçinlenir.

      Sil
    4. Yaptım valla, apaçiler gibi duman da çıkardım.. Hatta kraliçe sanıp bir arı öldürdükten sonra fark ettik ki birçok arı gidip geliyor, 5 tane daha öldürdük. Baktık olmayacak bir de tüm pencere pervazındaki boşlukları kapatacak şekilde kalın bant çektik. Sanki işe yaradı, arılar dolanıyor ama içine giremiyorlar pervazın. Dur bakalım ne olacak bu işin sonu, sabreden derviş misali..

      Sil
  2. ne güzel yazıyorsun,roman okur gibi kaybolup gidiyorum...bir şey diyecekken 10 şeyle bağlantı kuruyorsun ne güzel uslubun var..
    hep diyorum çok bilgileniyorum seni okudukça sanki doyuyorum..
    insanlığın sonuna vardırmadan bir an önce kovandan kurtul...
    uzak doğulu gelinimiz vardı,köydeyken her türlü böceği yakalayıp yiyordu,dana dişi,hamam böceği...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Ayşe, bu güzel yorum bende yazma hevesini güçlendiriyor..
      Uzak doğulu gelininize hiç şaşırmadım çünkü o civarlarda seyahat ederken böceklerin yendiğine öyle çok şahit oldum ki.. Bazen insan tabii ki açlık sınırında yaşanan ülkelerde böceklerin iyi bir protein kaynağı olduğunu düşünebiliyor ama uzakdoğuda sebzeler meyveler ve hatta et öyle bol ki, böcek tamamen damak tadı sanırım :P Valla farklı mutfakları denemeyi çok severim ama böcek yok kalsın.. Bu insanları izlemesi bile midemi kaldırıyor (hoş bizde de karides yenir, o da bir nevi böcek aslında ama.. neyse..)

      Sil
    2. ilginçmis:))

      arılarla ilgili teori galiba çiçeklerin dollenmesiyle ilgilydi dimi cerenmus...
      tee bi ara duymustum.

      uzakdoğu isi garip biraz...
      taylandlı bi gelinimiz vardı bizimde.
      kurtulana kadar ne çileler çektiydik:))

      neise...
      kurtul sen yol yakınken yuva yapmadan abilerden derim ben.

      Sil
  3. Siz nasıl kurtuldunuz? Ben nasıl kurtulacağım? Of.

    YanıtlaSil
  4. Kova burcu erkeği:))))) onbintane gülen yüzü hakediyor...
    Aferin sana Cerenmus kova burcu erkeği evlenmek için en iyi en doğru sebep.Kova burcu erkeği ile onbintane güzel şey,iyi şey,insani şey,fedakar şey yazabilirim...dünyanın bütün güzellikleri kova burcu erkeği ile kolayca yaşanır...
    daha önce balık burcundan hiç arkadaşım olmamıştı,(çok alıngan olduğunu duymuştum ama kova erkeği her şeyi güzel görür,istediğin huysuzluğu,alınganlığı yapabilirsin..)(bu yorumu istersen yayınlama ne abuk subuk biriymiş bu ayşeninkozası demesinler)(utandığım için kendi bloğumdan yazamadım ama benim eşimde kova )

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yayınlıyorum çünkü çok hoşuma gitti, aynen katılıyorum kovalar süper oluyorlar! :D İkimize de tebrikler o zaman ama yazık ya biz öyle huysuzluk yapamayız ki onlara, dimi? ;)

      Sil
  5. Bir durum güncellemesi yapayım istedim; arı hadisesini çözdük. Yuvanın bulunduğu pencere pervazının açık alanlarının tümünü plastik kalın bantla iyice kapattık. Birkaç gün boyunca birçok arı pervazın çevresinde dolaştı (belki de çoktan içerde olan kraliçeye besin taşıyan işçi arılardı bunlar) ama artık gelen giden yok. İçeride kalanlar da varsa eğer, besinsizlikten çok uzun yaşayamaz diye düşünüyoruz, yani sanırım sorunu çözdük :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Durum güncellemesi için teşekkürler. Nitekim merak edip gelmiştim buraya geri. İyi bari en azından kayıpları asgaride tuttunuz. Tebrikler Cerenmus!

      Sil