1 Mayıs 2013 Çarşamba

Aile ve dostlar

Her çocuk onu olduğu gibi kabul edebilen ve koşulsuz sevebilen bir aileye doğmuyor ne yazık ki. Bir çok insan ait olma ve kabul edilme ihtiyacımızı karşılayamadan, sadece birinin evladı olduğu için sevilmenin doğallığına sahip olamadan büyümek, yetişkin olmak zorunda kalıyor. Bu nedenle asla insanlara güvenemiyor, sıcak ve yakın ilişkiler kuramıyor, her an bir kendini kanıtlama ve kabul ettirme mücadelesi verme zorunda hissediyor. Hep bir gruba ait olabilme, kimliği ve tercihleri ne olursa olsun kabul görebilme, onaylanma ve sevilme ihtiyacı aslında hissedilen. Dışa vurumu ise devamlı şüpheci, agresif, ben merkezci, sağlıksız psikolojik yapı. Çoğu insan bunu göremiyor ama; yaşamınızda biri ya da birkaç kişi kalbinize dokunabildiyse, sizi sevip ihtiyacınız olduğunda yanınızda olduğunu hissettirdiyse, karar ve tercihlerinizde sizi özgür bırakıp kabul edebildiyse, o zaman evrenin bu biricik ve basit kuralını çok kolay görüyor ve bu şansa sahip olduğunuz için şükrediyorsunuz..

Psikoloji araştırmalarına göre; bir çocuk her ne kadar berbat bir ortamda büyüyor olsa da, ailesi alkolik, hasta, ihmalkar ya da istismarcı olsa da, çevresinde her türlü suç ve bağımlılık olasılığı bulunsa da; sadece aklı başında bir tek yetişkin bile onu seviyor, kabul ediyor ve kendi davranışlarıyla örnek oluşturuyorsa, o çocuk içinde bulunduğu ortamdan kendini kurtarabilme ve kendine daha sağlıklı bir gelecek yaratabilme şansına sahip oluyor. Sadece tek bir insanın etkisi bu!

Büyüme aşamasında yetişkinlerin etkisi kadar, dostların da etkisi var. Bazen "anne baba nasihatı olarak berbat" bir adımdan, sırf dostumuz "bence bu pek iyi bir fikir değil" dediği için vazgeçmişizdir hani.. Bazen de sadece bir dostun "yaparsın, aslansın kaplansın" demesiyle kolları sıvamış, işe dalmışızdır. Bazen büyük birinin uzman öğretisine değil, yaşıtımız birinin şüpheci, güvensiz ve azıcık da tuhaf fikir ya da desteğine ihtiyaç duyarız. Ve şanslıysak, bazı dostlar karşımıza mini mini yaşımızda çıkar ve bir ömür boyu yanımızda yürürler. Tüm deliliğimizi ve heyecanımızı paylaşır, yaşamımızın en önemli tanığı haline gelirler. Dostlar için de şükretmeyi bilelim..
 
Münih'te artık bir ailem ve dostlarım var ve kendimi tüm "tuhaf yabancı" huylarıma rağmen kabul edilmiş, ön, arka ve yan hava yastıklarıyla desteklenmiş, çok da seviliyor hissediyorum. AMA; tabii ki Türkiye'de de beni çok seven, bu kadar karışmacı ve kontrolcü bir toplumda bile beni olduğum gibi kabul edebilmeyi başaran (yine de biraz az yemek yediğimden, ince giyindiğimden falan şikayetçi olan ama, olsun artık), aldığım kararlara "delidir ne yapsa yeridir" düsturuyla yaklaşan ve sakinliğini koruyarak bana her koşulda destek olduğunu hissettiren, çok sevgili bir ailem ve dostlarım var, bunu da asla unutmuyor ve her biri için sık sık şükrediyorum..
 
Çocukken çooook uzakta görünen, ergen melankolisi içindeyse asla o yıllara kadar yaşamayacağıma emin oldurtan 30'lu yaşlardayım artık. Kendime dikkat edersem, şansım yaver giderse, hastalıklar ve kötü sürprizler de yaşamazsam, ilerde bir "yaşlı" bile olabilirim belki.. Hayalimde uzun, bembeyaz, ipek gibi saçları olan, güler yüzlü ve dinç bir yaşlı olmak yatıyor. Münih'te binlerce var o tiplerden; bisiklet üstünde, elleri kolları çiçek dolu, kitap dolu, file içinde rengarenk meyve dolu tipler.. Umarım kısmet olur ve ben de onlardan biri olurum ilerde.. Ve bu son fotoğraftaki gibi; ta çocukluğumdan beri yanımda olan dostlarım da, bembeyaz saçları ve porselen çay bardaklarıyla kanepemde yanımda oturuyor ve hayata benimle beraber "kıkırdıyor" olurlar.

6 yorum:

  1. Yaslanmayla ilgili ortak hayallere sahipmisiz :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O zaman yaşlanınca yukarıdaki gibi topuzlu saçlarımızla buluşur kahvelerimizi beraber içeriz İiman :)

      Sil
  2. tam benlik bir yazı olmuş bayıldım ve tümüyle "den den" demek istiyom:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hele senin o kıvırcık saçlar bembeyaz olursa allaaaaa, ne şirin bi yaşlılar ekibi oluruz! :D

      Sil
  3. hehehe ben şu sağ başaki pinpon kibin bişey olurum o zama:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hahahaha ben de kendime ortadakini beğenmiştim valla Adile Naşit'e de benzeterek :D

      Sil