22 Ocak 2013 Salı

Erkek veya kız arkadaşa hediye almak

Haftasonu sevdiceğin doğum gününü kutlamak için şehir dışına kaçtık. Avrupa'da mesafeler çok kısa olduğu için, aslında daha doğrusu ülke dışına kaçtık demeliyim. Hemen köşe başındaki Avusturya'nın şirin (ve fazla turistik) bir şehri olan Salzburg'a sadece yarım saat uzaklıktaki, kimsenin oralı olmadığı ama çok daha sevimli ve bir o kadar da minik bir Alp köyünde tamamen organik (neden öyle, biz de bilmiyoruz) bir çiftlikte, inekler, keçiler, kedi, tavuk ve atlarla birlikte haftasonu kaçamağı yaptık. Ayrıntıları seyahat blogumda yazdım, tıklayıp okuyabilirsiniz. Bu tip "paylaşımcı" hediyeleri almayı ve vermeyi seviyorum. Ama genel olarak klasik hediye almak konusunda, hele hele alınacak kişi erkekse, tamamen çuvallama eğilimi içindeyim.

"Hediye" kavramı bana göre maddiyatı maneviyatının önüne geçmeyecek, ticareti yapılamayan, bir mal olmaktan ziyade bir durum olan bir kavram. Bu nedenle de alıp verdiğim hediyelerin her zaman kişiye özgü ve fonskiyonel bir yönü de olmasına dikkat ediyorum. Bir alışveriş merkezine gidip, bir kazak ya da bir cüzdan alıp çıkmak bana tuhaf geliyor. Üstelik bir de, ben hediye almayı da sevmiyorum! Ciddiyim. Yani sevdicek bu huyumu bildiği için, mesela bana buketlenmiş ölü çiçekler, maddiyatı maneviyatını aşan hediyeler, özel günlerde alınan klasiklerden falan hiç almaz. Ama beraber geçireceğimiz zamanlar hediye eder, deniz kıyısından cebe atılmış bir çakıl taşı verir, seyahate çıkarken yastığımın altına "seni seviyorum ve şimdiden özledim bile!" yazan ufak notlar bırakır ve tüm bunlarla beni çok mutlu eder..

Ama çevremdeki insanların bazısı, maddi hediye almayı sevmediğimi bilmediği için ya da yıllardır bu durumumu inatla kabul etmediği için, bana hiç kullanmayacağım eşyalar taşıyıp dururlar. Özellikle giyim, parfüm, takı gibi son derece kişisel hediyeler almak canımı sıkar. Herkesin zevki farklı olduğu için, bu tip hediyeleri almaktan, içinden çıkan değiştirme etiketlerini değerlendirmek için hiç ihtiyacım (ve en önemlisi de zaten normalde sevmediğim bir durum olan alışverişe harcayacak zamanım) yokken, zoraki olarak alışverişe çıkmak durumunda kalmaktan hiç hoşlanmıyorum.. Bu nedenle, insanlara da böyle hediyeler vermiyorum. Onun yerine, sevdiklerime ufak mektuplar, resimler, el yapımı ya da yaratıcılık içeren birşeyler vermek daha çok hoşuma gidiyor. Biraz ucuza kaçılmış gibi oluyor bazen ama ben utanmıyorum bundan, en azından zamanımı ve düşüncelerimi verdiğim için, bana daha değerli bir şey veriyormuşum gibi geliyor. Zaten hediyenin verilmesi, alınmasından daha keyifli bir durumdur genellikle..

Hediye vermek konusunda yaratıcı olduğum ölçüde yeteneksizim ne yazık ki.. Ama neyse ki, yakın çevremde benim bu hediyelerimi "ucuz ve ucube" diye değil "yaratıcı ve orjinal" diye gören insanlar var. Mesela birine tutup "zaman" hediye ettiğimde (yani mesela "bu hafta içi, ikimize de uyan bir zamanda senin istediğin bir yerde sana "zaman" hediye ediyorum" yazılı bir kart verdim diyelim), bu kişi bunu "hediye almayı unuttum, son dakika kartı alıverdim" olarak algılamak yerine, "ikimiz de bu kadar yoğunken, bana kıymetli zamanından bir parça vermiş" olarak algılayabiliyor. Şanslıyım böyle insanlarla kuşatıldığım için.

Bu tip manevi hediyeleri vermenin bir güzel yanı daha var, hediye kotası gittikçe yükselme eğilimi taşıyamıyor (hani bir sene yüzük alırsınız, ertesi sene daha ucuzunu alamayacağınız için artık dönülmez bir yola girmiş olduğunuzu anlarsınız) çünkü hediyelerin ölçülebilen, belirli bir değeri yok. Bir de bu tip hediyeler özellikle erkek arkadaşlara çok sevimli geliyor. Mesela bu sevgililer gününde renkli boya kalemleriyle kendi ellerinizle (5 yaşında bir çocuğun elinden çıkmış gibi dursa da) bir kart hazırlayın, içine de "istenen bir zaman ve mekanda, tarafımdan hiç bir mani gösterilmeksizin yerine getirilecek, 45 dakikalık masaj kuponu" yazın. Yüzde yüz garanti veririm, sevgiliniz aldığı en güzel hediye olduğunu söyleyecektir.. Tabii aynı şey kız arkadaşlar için de geçerli. Her kızın kalbinde pırlanta yüzük yatmaz ama masaj teklifine de hiçbirimiz hayır demeyiz doğrusu!

6 yorum:

  1. Ceren, ben de doğum gününü kutlarım Bay Şubertin.

    Seyahat yazınızı hemen şimdi okuyacağım, inşallah aklımda çizdiğim çiftliğin resimleri vardır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler :) diyor Bay.Şubi.

      Sil
  2. Ank'ra'da bana zaman hediye ettiğin için çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her zaman! Umarım yakında yine birbirimize zaman hediye ederiz..

      Sil
  3. Cerencim,
    Daha dün gece yazdığım yazının konusu ve neredeyse içeriği aynı; tesadüfe bak! :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kalp kalbe karşıymış derler ;)

      Sil