11 Ocak 2013 Cuma

Bol vitamin, az uyku

Bloggercıklarım; vitamin bana yaramıyor, bu şekilde kayıtlara geçsin lütfen. Dün sabah aldığım vitamin dün gece de, bu gece de, yani hesaplama özürlüler için 2 gece üstüste uyutmadı! Uykusuzluk sinir bozucu bir durum; gece 11'de adam gibi yatıyorum, 3'te faltaşı gibi gözlerle bir kalkıyorum, bir daha uykuyu ara ki bulasın. Neden vitamin aldım, onu da bilmiyorum valla. İhtiyacım da yok, özenti geldi üstüme demek ki.. Oysa sevgili doktorum "Hulusi Kentmen", vitamin karşıtı enteresan bir adam.. Adamı dinle işte.. Adamı dinle ve mışıl mışıl uyu.

Uykusuzken birinin yanınızda mırıl mırıl uyuyor olması da çok sinir bozucu. Tüm evren kalksın, bu acınıza ortak olsun istiyorsunuz. Bir iki dürttüm, sesli öksürdüm falan ama; sevdicek totoyu dönüp uykuya devam etti. Ben de kalktım salona ve bloga geldim, napiim?!

Uykusuz insanın aklı da bir noktaya takılıp kalıyor. Mesela ben yatakta dönüp dururken, aklıma Gogol takıldı! Bilirsiniz, Gogol'ün yaşamı da ölümü de baya bir acıklıdır.. Hoş o yılların Rusya'sında kimin yaşamı acıklı değildir ki?! Gogol, bir Şubat gecesi sabaha karşı 3'te - benim gibi uykusuzken - "Ölü Canlar"ın bir türlü istediği gibi olmayan taslaklarını çıkarıp sobaya atıyor ve karşısına geçip yarı delirmiş halde kahkahalar atarak izliyor. Uykusuz, son zamanlarda çektiği korkunç mide ağrılarından (belki de mide kanseri?) ve 40 derecenin üstünde seyreden ateşinden yarı çıldırmış ve sinirden yarı kudurmuş halde.. Ama en çok da pişmanlık: "Şeytanın etkisi öyle büyük ki, bir kenara koyduğum ve çoktandır yakmak istediğim bazı kağıtları yakacakken, onların yerine ölümümden sonra dostlarıma bir anı olarak bırakmak istediğim Ölü Canlar'ın bölümlerini yaktırdı bana.." kendi ağzından olayı anlatma şekli.. Hep üzmüştür bu sahne beni..

Bir sanatçının eserini kendi elleriyle yok etmesi, sanki çocuğunu kendi elleriyle öldürmesi gibi birşey olmalı!

Çocuk demişken, yakın bir arkadaşım çok zor bir ikilem içinde.. Tüp bebek yöntemiyle, uzun uğraşlar sonucu hamile kaldı ve olmuşken hadi iki tane olsun diye düşünerek, iki döllenmiş yumurta ektirdi. Doktor kontrolünde, döllenmiş iki yumurtada üç cenin olduğunu öğrenmişler! Yani üçüz bebek bekliyorlar! Tabii birden sosyo-ekonomik gerçekler ve fiziksel problemlerle burun buruna geldiler. Üç bebeği taşımak, sağlıklı doğum öncesi gelişimini sağlamak, sorunsuz ve endikasyonsuz doğurmak konusu bir yana; doğum sonrası bakım, çocukların ihtiyaçlarını ekonomik ve fiziksel olarak karşılayabilmek de çok zor. Üstelik anne babanın yaşayacağı psikolojik ve sosyal zorluklara, yaşamlarının temelden nasıl değişeceğine değinmek bile istemiyorum. Düşünsenize, normal bir arabaya 2 yetişkinin yanı sıra 3 bebek koltuğunu sığdırmak imkansız, yani araba değişecek.. Normal bir evde üç çocuğa bakabilmek için, hadi annenin işini ve sosyal yaşamını gönüllü olarak bıraktığını düşünsek bile, ekstra yatılı bir yardımcı şart, çocuklar büyüdükçe ek odalar lazım.. Okul masrafları, kıyafetler, yeme içme, sosyal aktiviteler derken.. Nasıl altından kalkılır bu devirde üç çocuğun? (Tayyib'imizin bu konuda fikirleri var tabii, bu konuyu kendisine danışmak yerinde olabilir aslında). Öteyandan; üç cenin ikiye indirilecekse bu seçimin yapılmasından, hangi ceninin alınacağına dek (en küçük olanın zaten yaşam şansı az derler ama..) ne zor bir karar aşaması bekliyor anne baba adayını düşünsenize.. Çok zor yahu, her iki seçenek de çok zor, canım arkadaşıma Allah kolaylık versin valla.. Kalbim ve düşüncelerim onunla.. Neye karar verirse versin, arkasına dönüp bakmasın, biz arkadaşları da her türlü kararında yanında olalım, destek olalım.. Başka da ne yapılır, ne denir bilemedim..

10 yorum:

  1. Arkadaşınıza benden bir dua. Sabahın köründe inşallah yerine ulaşır...

    YanıtlaSil
  2. Uykusuzlar topluluğu olmuşuz biz! Sağolun!

    YanıtlaSil
  3. Allah rızkını verir :)

    2yi göze alan, 3e de bakar ama o kadar meme yok işte. Zor iş. Ben de en fazla dua ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğanın bildiği bişey var işte ama...

      Sil
  4. Arkadaşınızınki çok zor işmiş... Gerçekten ne söylesen boş, ne karar verse sanki azıcık kötü hissedecek :| iyilikler diliyorum

    Bu arada -Onyalamasamdaaa- ben de dönem dönem vitamin alıyorum, ama alkol gibi bünyeden bünyeye farklı etki gösterebiliyor işte :)

    YanıtlaSil
  5. Vitamin için, aslında dengeli beslenmeyi beceren insanlar için gereksiz olmanın yanısıra zararlı da diyorlar.. Ama gıdaların içi o kadar boş ki, nasıl beslendiğimizi de bilmiyoruz, ek besin almaya çalışıyoruz. Vitamin alırken bile doktora danışmak lazım, o kesin.

    YanıtlaSil
  6. Arkadaşın eger Türkçe biliyorsa http://3bebe1arada.wordpress.com/ bloguna bir göz atmasını öneririm. Nitekim benzer bir hikâye. Belki çok yardımı dokunmaz ama en azından yalnız olmadığını hissettirir.

    Bu arada, uykusuzluğun ne kadar sinir bozucu bir şey olduğunu bilirim. vitaminin seni uykundan etmesi aslında biraz doğal, tabi özellikle vitamini saat 14`ten sonra alıyorsan. Çünkü onun vücuduna yüklediği enerjiyi bir şekilde yakmak gerekiyor. Yakmayıp da yatağına gidiyorsan, vücudunun huzursuzlanıp seni uykusuz bırakması (hâlâ enerjik olması) aslında çok doğal.

    Bence sen, yine de doktorunun dediğini yap. Ama illâ vitamin almaya devam etmek istiyorsan, bunu mutlaka öğleden önce yap ki, gün içinde enerjini boşaltabilesin ve geceleri mışıl mışıl uyuyabilesin. ;)

    Sevgiyle

    YanıtlaSil
  7. "3 bebe 1 arada" harika bir öneri, teşekkürler!
    Ah o vitamini sabah kalkar kalkmaz 7.20'de alıyordum, iki deneme yaptım, sonuç hep aynı: iki gece uykusuzluk.. Korktum. Vazgeçtim ;)

    YanıtlaSil
  8. 46 saatten sonra, yüksek promil alkolle aynı etkiyi gösteriyormuş uykusuzluk. ( promil net hatırlamıyorum ) Bir dönem yüksek promille daha rahat uyuduğumu fark etmiştim ben de. ''Bilim'' nası bi bağ kurar bilmiyorum ama 14 senedir günde 4 saat uykudan fazlası hep yalan olmuştur bana.. (Yazdıklarım saçma mı geliyor? Uykusuzluk eseridir.)

    YanıtlaSil
  9. Baykuş gibi, 4 saat ne demek yahu! Ben kesinlikle hayatta kalamam 7 saat net olmadan :)

    YanıtlaSil