3 Ocak 2013 Perşembe

Bek tu riyality, bek tu risaykling

Noel geçti, yılbaşı geçti, kendisini sel alan çarşamba bile geçti.. 2013 senesiyle başbaşa kaldık, kendisiyle henüz ne konuşacağımızı, karşısında bacak bacak üstüne atıp atamayacağımızı henüz çözemedik. Lakin gelişi; renkli ve neşeli gibi duruyor. Bakınız sağda görebildiğiniz, mahallemizde bu hafta içilen şarap ve saz arkadaşlarının, geri dönüşüm çöpü önünde aldıkları düzenli ve rengarenk konum çok hoşuma gittiği için ve de Alman olmadığım için, hemen fotoğrafladım. Bu hafta işte bu kadar çok içmişiz, küfelik olmuşuz, haberimiz yok. Yuh bize, çok ayıp! Ama sonra kendimize gelmişiz, şişeleri adam gibi geri dönüşüme getirmişiz, sığmayanları inci gibi de yere dizmişiz. Aferin bize! Sabah da geri dönüşüm çöpçüleri geldi, toparladı götürdü bu sanatsal çalışmayı. Evropa'da Yunanistan'a 3. yardım paketi verilsin mi verilmesin mi derken, aslında işler de tıkır tıkır rayında gidiyor işte..

2013 senesiyle başbaşa kaldık. Evin bensiz geçen 20 gün içinde aldığı hal, amazon ormanlarını andırdığı için (sevdicek bana "iyilik olsun diye" kendisiyle yolladığım 20kg'lık bavulumun içini boşaltıp, evin muhtelif yerlerine yerleştirmiş. Lakin bu iyiliği sonucunda aradığım hiç bir şeyi bulamıyorum.. Ne diyeyim bilemedim, bu iyi niyet davranışının yüzü suyu hürmetine sustum kaldım) sevdicek işe gider gitmez evin altını üstüne getirip kendi düzenimi yavaştan geri-kurmaya başladım. Bu nedenle haftasonuna dek "alışma evresi" niyetine, yaymaya karar verdiğim için, derslere ve spora da dönemiyorum. Biraz içim rahatsız bu konuda, 20 gündür pek tembelim.. Lakin haftasonu geri dönüşüm alanına yapılacak seyahat öncesinde (evde biriken eski havlular, eski kıyafetler, eski yatak takımı, sevdiceğin kurduğu noel ağacının kuruyan dalları falan derken, evde biriken geri dönüşüm materyali bizi çöp-ev kıvamına getirmiş bulunuyor, bu potansiyel ile köşe başındaki geri dönüşüm konteynırlarına sığamayacağımızı düşündüğüm için de, "yıllık geleneksel geri dönüşüm alanı şenlikleri" seyahatimizi bu cumartesi sabahı gerçekleştirmeye karar verdik) harıl harıl evde gereksiz yer işgal eden eskilerimizi, geri dönüşüm için ayırmaktayım. Eskiden giyecekleri "ihtiyacı olan" birilerine verirdik ama, tekstil sektörü çok ucuza çalışmaya başladığı için, alım gücü arttı ve insanlara eski eşya vermek ayıp sayılmaya başladı. Ayrıca malların fiyatı ölçüsünde kalitesi de düştüğü için zaten "verilecek" eski ama yeni giysi de bulunmuyor. Bir de burda toplanan kıyafetler genelde "Afrika'ya yardım" için yollanıyor ve Afrika seyahatim sırasında defalarca bu malların Afrika'lılara verilmeyip satıldığına şahit olduğum için, bir grup Avrupalı'nın ekmeğine yağ süren bu sektörü de desteklemiyorum. Zaten çok alışverişi sevmeyen, bir pantolonu kazağı yıllarca giyen (sallapati) bir tipim, iyice eskiyince de geri dönüşüme atıyorum.

Lakin, tam bir geri dönüşüm delisiyim. Çocukken de kağıt sayfaların arkasını falan kullanmaya meraklı bir tiptim ama şimdi elime ne geçerse takıntılı bir şekilde ayırıp geri dönüşüme yolluyorum. Bir de organik kompost çöpü var, meyve kabukları falan da oraya gidince, bizim evden haftada bir ufak paket çöp anca çıkıyor.. Bir de evde minimalist takılıyoruz; yiyeceğimiz kadar besin alıyoruz, plastik poşet kullanmıyoruz, evin içinde gereksiz işlevsiz eşyamız yok, biblo falan türü şeyleri zaten kitch bulduğum için eve sokmam, az ve öz takılıyoruz işte (temizliği de kolay oluyor bacılaaar).

İşte böyle, yıllık olağan "evi sadeleştirme planı"m çerçevesinde baya bir eşya ayırdım. Ferahladım valla. Ev de ferahladı. Cumartesi bu koca koca torbaları geri dönüşüm alanına götürünce iyice ferahlayacağım. İnsanlar biblolarla, süslerle, işlevsiz ve birbiriyle uyumsuz rengarenk birsürü zımbırtıyla nasıl bir arada yaşayabiliyor, nasıl daral gelmiyor anlamıyorum..

3 yorum:

  1. ben de kitch buluyordum biblo falan, geçen gün eşyalara bakınca onlarca olduğunu fark ettim.

    işte buna yaşlanmak deniyor. eşyalara bağımlılık ve bağlılık.

    YanıtlaSil
  2. bu ıvır zıvırları ben çok severim, atmaya kıyamam bir türlü..belki ilerde (belki de şu anda)çöp ev sahiplerinden biri olur muyum bilmem ama bu ıvır zıvırlar hatta eski (benim için,yoksa başkaları için belki yıpranmış) elbise ve terlikler bile bana hep hatıralarımı anlatan birer objedir..bunlar olmazsa kendimi boşlukta hissederim..onlara bağlanıyorum belki de.terkedemiyorum o yüzden.sanki onları yüzüstü bırakıyormuşum gibi geliyor..geri dönüşüm alanlarındaki bütün terkedilmiş ıvır zıvır şeyler orada ağlıyormuş gibi geliyor bana..ne bileyim zor iş bence..yapanlara sözüm yok...

    YanıtlaSil
  3. AKP hükümeti sayesinde orta direk eskisi gibi demlenemiyor. Kitch şişelerin görüntüsü bile kafa yapmaya yetti; keşke bu yılbaşı sizde olsaymışız...

    YanıtlaSil