3 Aralık 2012 Pazartesi

Noel adetleri

Aralık ayı hıristiyan dünyasında ışıl ışıl geçen bir ay. Hz. İsa'nın doğumunun kutlandığı Noel Gecesi (24 Aralık) bizdeki Kadir Gecesi kadar özel bir gece, öncesindeki dört hafta da bu gecenin hazırlıklarıyla geçiyor. Geçen sene benim için ilk olan bu hazırlıkları uzun uzun anlatmıştım, buraya tıklayarak yeniden hatırlayabilirsiniz. Bu sene artık deneyimli olduğum için, beni nelerin beklediğini aşağı yukarı biliyorum: noel kandili, noel takvimi, noel ağacı, noel kurabiyeleri, noel sıcak şarabı, noel hediyeleri alışverişleri ve büyük finalde tabii ki noel gecesi..

Noel kandilimizin ilk mumunu bu pazar yaktık bile. İlerleyen dört pazar boyunca ek bir mumu yakarak, dört haftanın sonunda tüm mumları yakmış olacağız (bu arada evi tümden yakmazsak tabii). Noel takvimlerimiz de hazır; her sabah minik paketlerden birini açıp, çocuklar gibi seviniyoruz. Bu seneki takvime ben bir konsept hazırladım, sevdicek her sabah şekerlemelerin yanında bir kült filmin benim kalemimden ufak bir özetini okuyor. Bu filmlerin bazıları; Leon, Terminator, Rüzgar gibi geçti, Heidi, Frankenstein vs. ve benim aklımda yer ettiği şekliyle (çoğu zaman tuhaf Freudian tespitler ya da Woolf'sal bilinçakışlarıyla zenginleştirilmiş şekilde) ufak kağıtlara özetlenmiş haldeler. İlk üç günün geribildirimine bakarsak, sevdicek okurken baya keyif alıyor ve bol bol kahkaha atıyor. Bazı hikayelerin kahramanlarının ben ve o olarak değiştirildiğini de belirtmeme gerek yok sanırım ;) Bunun karşılığında benim paketlerimden pembe ve yumuşak şekerlemeler ve ufak hediyeler çıkıyor, ben de çok keyifliyim doğrusu.

Öteyandan, "noel ağacı" konusu ya da geçen seneye atfen (tıklayın ve hatırlayın lütfen) kabusu diyelim, henüz önüme gelmedi. Kentin dört bir yanına kurulan ağaç pazarlarında boy boy kesilmiş ağaçlar görüyorum tabii ama sevdicekle bu konuda bir türlü uzlaşmaya varamamış oluşumuz ve konu her açıldığında yeni bir kavga çıktığı için, sanırım ben tatile çıkana dek ağaç konusu gündeme gelmeyecek. Benim tatile çıkışımı takiben, o gariban ağacın eve geleceğine ve süslenip püslenerek dönüşümde beni salonun en has köşesinde karşılayacağına ise adım gibi eminim. Ama ben de ağzımı açmıyorum şimdilik.. Yine bu sene de, aldığımız cana karşılık TEMA vakfına tohum bağışında bulunacağım, belki biraz olsun hafifletir durumun caniliğini..

Henüz şehrin dört bir yanına kurulmuş olan noel marketlerine uğrayacak vakit bulamadım. Ama bu haftaiçi hem ufak tefek hediyelikler almak, hem de fırk fırk sıcak şarap içmek için iş çıkışı kızlara sözüm var. Bayılıyorum bu marketlere itiraf edeyim. Buz gibi havada, minik minik tahta kulübelerin etrafında ayakta dikilip, tarçınlı karanfilli mis gibi sıcacık şarapları yudumlayarak rengarenk noel süslerine ve dantelli renkli işlere bakıp gülüşmek çok büyük keyif doğrusu.

Son iki gündür artık gündüz ısısı da eksi derecelere geçti ve şehir beyaz battaniyenin altına gizlendi. Yollarda patinaj yapmaya başladığım için, bisikletimi aşağı bodruma indirdim artık. Eldivenler, bereler ve atkıların altında burnum ve yanaklarım kırmızı kırmızı. Önümüzdeki 3,5 ay da böyle geçecek, bu diyarlarda kış uzun sürüyor.. O nedenle noel ve yılbaşı gibi aklı uzun kış koşullarından uzaklaştıran hazırlıklar hoşuma gidiyor. Bu ay noel ve yılbaşı, Ocak ayında sevdiceğin doğum günü derken kışı yarılamış oluyoruz. Ama Şubat bir vuruyor; bir yandan dondurucu soğuk, bir yandan kısa günler, bir yandan tatil, güneş, deniz diye bağıran bünye, süt beyazı bedenin tükenişi.. Mart'a çıkınca rahatlardım eskiden, bizim oralarda bahar başlar çünkü. Burda Nisan'dan önce bereyi eldiveni atamıyorum. Yani uzun, upuzuuuuun bir kış daha yeni başladı.. Hepimize kolay gelsin!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder