18 Kasım 2012 Pazar

İştahsızlık ve obezite

Çok değil, daha sadece bir sene önce, bu blogda kendime "devamlı yemek yapıyor" süsü vermiş olduğumu, dahası tarifini verdiğim iç gıcıklayıcı yemeklerle kocayı zehirleme denemeleri yaptığımı alenen ilan etmişim! Şaşırdım, hatta şoka uğradım. Bildiğim kadarıyla kronik bir yalancılık eğilimi içinde değilim, demek ki vardı öyle bir kadın içimde.. Ama kimdi yahu o yemek yapan kadın? Ben miydim o? Bir sene içinde hayatımda ne değişti, beni evkadınlığı konusunda neler bu denli yıprattı ve bezdirdi bilmiyorum ama, ben yemek yap(a)maz hale gelmişim sevgili bloggercıklarım.

Benim annem mutfak konusunda bir evliyadır ve bu tip hamarat kadınların kızlarının mutfakta berbat olduğu bilinen bir gerçektir. Lakin, çok da kötü bir aşçı değildim ben doğrusu.. Tariflerimin biraz "alışılmadık" olduğu doğru, yemeklerimin ve soframın süsünün tadından öteye geçebildiği zamanlar olduğunu da kabul edebilirim; fakat çok kötü yemek yapmam, yaptığım yemek genelde orta kalitede, bazen de "oy oy oy" derecesinde takdir kazanır. "Yine yapsana ondan!" benim için bir yemeğin sevildiğini gösteren en samimi işarettir ve bunu da sıkça duyarım. Yani istediğimde, özendiğimde güzel yemek yaparım. Fakat son zamanlarda belki hayatın hızlı ve yorucu ritmi, belki istediğim sebzeleri istediğim tazelikte bulamamak, belki bu memlekette hazır gıdaların çok fazla tüketilir oluşu, belki de sadece üşengeçlik nedeniyle, ne yemek yapmayı, ne de itiraf etmek gerekirse yemeyi ister oldum. Dikkat ediyorum, hep aynı şeyleri yer oldum. Haftaiçleri menüsü: sabah zencefilli süt, meyve; öğlen sandviç, meyve çayı; akşam marul, domates, salatalık üzerine nar ekşisi sosu. Haftasonları: sabah yumurta, peynir, domates, yeşil zeytin, ekmek, çay/kahve; öğlen hiçbişey; akşam balık ızgara, salata ya da patates salata, maydonozlu köfte ya da ton balıklı domates soslu makarna ya da sebzeli tavuk ve pirinç pilavı.. Hiç sektirmeden döndürüp dolandırıp yediğim hep bunlar.. Bu yemekleri de, yağda yumurta yapmayı becerebilen her insan evladı kolayca yapabilir, sönük renksiz sıradan yemekler işte..

İşin doğrusu; "gönlümde ne karnıyarıklar, ne saray kebapları, ne alengirli sebze yemekleri yatıyor da yapamıyorum" da diyemeyeceğim çünkü işin doğrusu bu yemekleri ne yapacak enerjim, ne de yiyecek iştahım var. İçimden gelmiyor yahu yemek yapmak.. Ne biçim Türk kadınıyım ayol ben?! Zaten et yemeklerini sevmem ve ayda bir burnuma dayatılınca yerim ama sebze yemeklerini de yapmıyorum. İlk başta bunu yabancı kocanın Türk sebze yemeklerinden "anlamamasına" yormuş, "insan kendi kendine yemek yapmak da istemiyor yahu" demiştim.. Ama asıl sorun o değil. Belki suçu bir türlü doçentlik mertebesine ulaşmayı beceremeyen Dr. Oetker'e atmak lazım. Her tür hazır sosu burnumuza dayadı adam, tembelleştik. Hazır yemek kolay yemek oldu ama onca katkı maddesi yemeğin tadını bozdu, iştahımız kaçtı belki de.. Bilmiyorum.

Oysa bazı bloglar var; ne kadar hamaratlar, ne kadar çeşit çeşit yemeği şıp diye iki dakikada yapıp ailesini doyuran, besleyen, semirten analar var yahu. Ayol kadın evde incirli saray incik bilmemne gibi benim bırak pişirmeyi, ismini bile telaffuz edemeyeceğim "eser"ler icra ediyor, ben daha ne diyeyim? Helal olsun size bacılar!

Şu haber karşıma çıktı; her 2 Türk insanının 1'i obezmiş sevgili bloggercıklarım. Ben değilim çok şükür, ama annemler teyzemler ananemler biraraya gelince obez gibi yediriliyorum tabii adetten. Biz Türk ailelerinde çocüüüne sevgi göstermek biraz da yemek yedirmekle eş anlamlı olabiliyor çünkü. Zayıf çocuk mazallah düşman başına, bıngıl bıngıl eti gelsin avucumuza değil mi.. Sonra ergenlikte birden "ayol şişko kız oldun kim beğenir seni" der, çocuğu yeme bozukluklarına gark ederiz, o da ayrı, karıştırmayalım şimdi. Ama bizim bol yağlı, salçalı/kalçalı, kaymaklı ballı sofra adetlerimiz zaten obeziteye davetiye niteliğinde olduğu ve spor yapana da toplumda iyi gözle bakılmadığı için, bu gazete haberi de beni fazla şaşırtmadı doğrusu. Üzdü ama yahu, yazık insanımıza..

4 yorum:

  1. demek benim de yemek yapamama sebebim annemin maharetiymiş. kehkehkeh
    ben ananeme çekmişim. annem annesinin iyi yemek yapamadığını söyler.
    sen de bira nefes al sevgili C. endişelenmeye başlıyorum.

    YanıtlaSil
  2. ay benim ananem bir başka efsanedir, ben sanırım evlatlık alınmışım bu aileye.. nefes al nefes ver ohhh missss, oluyo mu?

    YanıtlaSil
  3. Aksine erkek olmama rağmen annemden daha iyi yemek yaparım.Yemek yapmak bir sevgi gösterisidir.İlk uni yıllarımda bir arkadaşım sebze alıyorken rastgele doldurduğunu gördüm.Bi tane yapiştirdim kafasına tabiki olm bakmadan alınmaz.Sonra özenle seçtim.Bundan sonraki bütün sebzeleri de öyle seçtim.Küçüklüğümden hatırladığım bahçeden bir sürü sebze toplardım.Kokusunu alabilirim domatesin enteresandır.Bende nasıl oluyor bilmiyorum.Çok önemli misafirleri geleceği zaman annem bana zorla yemek yaptırır.Öyle mantarlı enginar tavuk,köri soslu tavuk felan değil.Bildiğin barbunya,patlıcan köftesi(yemeğin adını kendim uydurdum ) Mercimek çorbası vs.Klasik yemekler yaparım.Çok da iyi reçel yaparım.Galiba bana biri aşçılık yüklemiş beyinden.Ama yemeğin en önemli şartı içine sevgi katabilmenizdir :)

    YanıtlaSil
  4. Erkeklerin daha iyi yemek yaptığına katılıyorum, ünlü aşçıların neredeyse tamamı erkek çünkü. Sevgi katmanın yanısıra yemek biraz da teknik bir mevzuu ;)

    YanıtlaSil