15 Ekim 2012 Pazartesi

Uzaya balonla yollanan adam

 
Uzaya balon yollayan adam'ı hatırlıyorsunuz değil mi? Bu sefer de uzaya balonla adam yolladık, dün. Avusturya'lı Felix Baumgartner; Red Bull sayesinde, sadece uzayın sınırlarından (128.100 feet'ten) dünyaya atlayan ilk insan olmakla kalmadı, aynı zamanda ses hızından (1.24 Mach) daha hızlı giden ilk insan olma rekorunu da kırdı. Dünyaya inmesi 4 dakika 20 saniye süren Felix; korkulduğu gibi aşırı hızla kendi çevresinde dönerken bayılmadı ve belli yüksekliklerdeki hava akımlarının değişimi sırasında giydiği uzay elbisesinin başlığındaki camın buhar olması dışında pek de bir rahatsızlık hissetmedi. Felix dünyaya ayak basar basmaz önce toprağı, sonra da ona doğru koşan hayat destek uzmanını kucakladı.
Bundan ne anladık?
 
1. Red Bull hakikaten "kanatlandırıyor". O da yetmezse balonlandırıyor. Avusturya'nın bağrında 1987'de temelleri atılan ufacık bir enerji içeceği firmasının geldiği noktaya bakın! İçinde bulunan Kafein ve Taurin maddeleri nedeniyle, özellikle aşırı kullanımda ve 18 yaş altında ölümlere neden olduğu öne sürülse de, yapılan araştırmalar sonucunda Red Bull içinde bulunan bu maddelerin, diğer mevye suları ve gazlı içeceklerdekinden çok da fazla olmadığı ve tek başına sağlık sorunlarına neden olmayacağı kanıtlanmış. O gün bu gündür, 147 ülkede tüketilen içeceğin yaratıcıları, aynı zamanda Red Bull Air Race, Red Bull Crashed Ice gibi etkinliklere, Red Bull Racing, Scuderia Toro Rosso, EC Red Bull Salzburg, FC Red Bull Salzburg, Red Bull New York, RB Leipzig, Rel Bull Brasil gibi spor takımlarına, Red Bull Plak Şirketi'ne ve Servus TV'ye sahip olmuş durumdalar. Yani Felix gibi nicelerini kanatlandırıyorlar. Yarım bardak sütlü kahveyle bile kalbi Afrika tamtamları çalan biri olarak, ben hiç Red Bull içmedim hayatımda (!) ve Felix ses hızını aştı diye de içeceğimi sanmıyorum. Ama Red Bull aktivitelerini Red Bull içmeden izlemeyi çok seviyorum, o ayrı..

2. "Rekorlar yeniden kırılmak içindir" diyen 84 yaşındaki tonton ihtiyar Kittinger, 1960'taki rekorunu kaptırsa da, ne güzel moral verdi ve araştırma üssünden an be an destek oldu Baumgartner'a! Demek ki, işyerlerimizde, araştırma merkezlerimizde sık sık karşımıza çıkan şu "aman öğretmeyeyim, aman göstermeyeyim, aman boynuz kulağı geçmesin" fikri ne saçma sapan, ne hastalıklı bir saplantıymış. Demek ki "uzmanlık", ardından gelene yol göstermek, yolu açmakmış.

3. Felix'i nefesini 4 dakika tutarak izleyen biri varsa, o da annesidir sanırım. Elalem çocuğunu tek başına şehirlerarası yola yollayamazken, bu kadıncağızın "tosun"unun "anne, kafa aşağı ses hızından yüksek bir şekilde dünyaya düşücem ben!" fikrini desteklemesi nasıl bir ders olmalı tavuk-annelerimize bir durup düşünelim..!

2 yorum:

  1. "succession plan"lerin başarısız olduğu tek ülke bizimkidir sanıyorum.

    ist'dan gelen 2 kişi vardı bizim bölümde. allam, o ne çelmeler, o ne dedikodular. o ne jungle savaşları. bir de bu iki kişi bölümde tektiler. koltuklarını kaybedecekleri kimse de yoktu. biri gitti de, biri kaldı, hala savaşıyor.

    YanıtlaSil
  2. bugun japon bir hastam vardi, orda durum bizden betermis.. doguya gittikce bu alpha tipler artiyor galiba.

    YanıtlaSil