20 Ağustos 2012 Pazartesi

Nü'anslı haller

Sağolsun İspanya bize bir kıyak çekip, üzerimize doğru sıcak hava dalgası gönderdi. Nitekim Münih ahalisi olarak 35 derece havaya alışkın değiliz biz, buraların yazı 22 bilemedin 23 derecenin üzerine çıkmıyor. Dolayısıyla haftasonu topluca aklımızı kaybettik, topyekün delirdik. Cuma akşamı işten çıkan, en yakın marketten etleri otları biraları kaptığı gibi kendini Isar nehrinin kıyısına attı. Bazılarımız evden hazırlıklı (havlulu ve mayolu ve edepli) geldiyse de, çoğunluk pantolonları etekleri fora edip direkt cıbıldak halde suya daldı.

Bu anadan üryan haller pek benlik haller değil, itiraf etmek gerekirse. Çocukluğumdan beri ben üryanlıktan pek hoşlanmam; bebekken bile bikini üstünü giyme ısrarları, yaz gelip de ilk çıplak bacağa etek/şort geçirdiğimde böyle bir gariplik eksiklik hali, hamam ve sauna ortamlarından itinayla kaçınmalar, spor salonunda kızlar içinde dahi üst değiştirme tedirginliği falan. Karakter mes'elesi. Bir de tabii bizim ülkede üryanlık (erkek çocuk mikilerinin fotoğraflanması ve aleme gururla teşhiri dışında) yasalarla da kısıtlanmış, engellenmiş bir durumdur. Plajlarımızda üstsüz güneşlenen turistlere bile nçık-nçık-nçık atarız icabında. Dolayısıyla ben de kültürel ve kişisel olarak nü'anslı hallere alışmamışım, yadırgıyorum. Fakat Almanya'da bu tip cıbıldak haller normal kabul ediliyor; kısıtlayıcı ve engelleyici yasalar olmamakla birlikte, kişilerin kendi evlerinin balkonunda tamamen çıplak arz-ı endam edebilmeleri için evlerin tasarımları balkonlar birbirini görmeyecek şekilde yapılıyor ve balkonunda çıplak dolaşan komşu görüldüğünde imha edilmek yerine, yasalarca da korunuyor (kişisel alanda özgürlükler ilkesi). Bunun yanısıra; kamuya ait park, bahçe, doğal alanlar gibi yerlerde, aksini belirten bir tabela olmadığı sürece (ki bu tabelayı benim bir kez bile görmüşlüğüm olmamakla birlikte, mesela şık bir göl kenarı restorantının açık alanında böyle bir tabelanın teorik olarak dahi olsa bulunabileceğini varsayıyorum) anadan üryan dolaşma hakkı bulunuyor. İnsanlar da bu haklarını özgürce kullanıyorlar. Özgürce derken; isteyen çıplak, isteyen giyinik bir arada olunabiliyor anlamında bir özgürlükten bahsediyorum. Şehrin belirli bir nü alanı yok, kimse kimseye karışmıyor ve gözünü dikip bakmıyor. Evet bu ilginç tabii..

Evden mayolu, havlulu, üç çeşit salatalı, çeşitli baharat ve zeytin yağında terbiye edilmiş edepli etlerimle edepli edepli çıkıp Isar nehrinin kenarına vardığımda, bu özgürlük karşısında tutulup kaldım tabii. Halkın yarısı çıplaktı ayol! Buluşma noktasına varana dek, çeşitli yaş skalasından kadın ve erkeklerin anatomik yapısına dair, bir Leonardo da Vinci bilgisine sahip olmuştum. Üstelik "umarım bizim arkadaşlar da nü'anslı hallere bürünmek gibi dahiyane bir fikir edinmemişlerdir" paranoyasının da dibini vurmuştum. Zira çıplaklar arasında insan elbiseleriyle çok acaip hissediyor inanınız.

Bir de 70'lerin Berlin'inde genç ve taş gibi bir hatun olan kaynanamın bu nü'anslı hallerle ilgili çok enteresan hikayeleri vardır, bu noktada ona da bir yer vermek lazım. Bedeniyle gurur duyan kaynanam tabii bu nü'anslı haller akımının önde giden temsilcilerindenmiş zamanında. Kendi ailesi zaten Fransız asilzadelerinden olduğu için, Fransa'da da 70'lerde (anladığım kadarıyla) sokakta zaten herkes anadan üryan dolandığı için, aile kuzey denizinde çıplak ve özgür şekilde tatil yapar, arkalarından gelen çıplak uşaklar da kendilerine Fransız şaraplı, Fransız peynirli, Baget ekmekli C'est la vie'sel öğlen yemekleri falan sunarlarmış. Çocukluktan çıplak yetişince, büyüyünce de bu tip şeylere takılmıyorsun tabii; göz alışkanlığı, algıda körelme vesaire. Yine bu tip nü'anslı bir gezi sırasında, kaynanam İsviçre'de okurken bir dönem çıktığı, adı lazım değil ufak bir ülkenin prenslerinden birini görüyor (ya evet şaka gibi hikayeler bunlar, kaynanam resmen bir prensle çıkmış, düşünsenize beni şimdi şatomdan prensesin günlüğü bloğuma yazarken..) Neyse bunlar tabii kumsalda hemen birbirlerine doğru koşup kucaklaşıyor falan, eşler yanlarında, prensin iki çocuğu, benim sevdicek falan bebeler kucakta. Herşey iyi güzel de, bu resmi şimdi üryan olarak düşünün.. Lülülülülü.. Aman yarebbi. Neyse ki ramazan bitti şu hikayeyi anlatırken. Böyle işler işte. "aaaa prens çıplak!" hikayesinin türevleri.. Oluyormuş demek ki böyle şeyler canım.

Biz dönersek hayatın aristokrasi dışında kalan gerçeklerine, neyse ki bizim arkadaşlar giyinik çıktı da döktüğüm ecel terleri kabusa dönüşmedi. Ama hemen dibimizdeki nü'anslı hallerin fotolarını da ibret-i alem olarak yayınlıyorum işte. Enteresan bir ülke bu Alemanya azizim..

6 yorum:

  1. Ceren ya, iyi ki biz Almanlara çekmemişiz. Bu sıcaklarda prens kim, prenses kim ayırt edemezdik, herkes Kral Çıplak olurdu...

    YanıtlaSil
  2. hahahhaa evet! bu cilginliklarin okldugu dereceyi aciklayayim bir de: 33 derece! birde bizdeki 40lar falan olsa ne olacak dusunemiyorum bile :)

    YanıtlaSil
  3. "Batı'nın ahlaksızlığı" ehuehrue
    Bizimkiler çıplansalar da estetik yok ki! Almanlar genetik şaheser benim gözümde. Ama bu onlara hayran olacağım anlamına gelmesin.

    YanıtlaSil
  4. Hahahaha evet gençler hakikaten iyi de, ikinci fotoyu tıklayıp büyütürsen 60+ üstü teyzelerin bedeninde yerçekiminin etkisini görebilirsin, oy oy oy.. Yoksa güzele bakmak sevap tabii :D

    YanıtlaSil
  5. Ceren, gel seni bir gün Kangal'daki balıklı kaplıcaya götüreyim. Hayatımdan tiksinmiştim bele gelen o iri memeleri görünce. Ya da küçük bir yerde bir hamama :))
    eheeehe

    YanıtlaSil
  6. hahahaha yapılacaklar listesi uzamaya başladı J..! bisiklete binmeyi öğrenmek, hamama gitmek :))))

    YanıtlaSil