2 Ağustos 2012 Perşembe

Bugün ne giydim

Jardzy'nin aynı başlıklı yazılarına özendim, evet. Onun ilçe yaşamını renklendiren bot koleksiyonu beni aşar ama benim de kendime göre aksesuarlarım var işte. Üstelik son derece fonksiyonel ve herşeyle gidebilen "asil renk siyah"tan. Kendisini seçkin ortopedi mağazalarında, sağa sola serpiştirilmiş varis çorapları ve takma bacak aparatları arasında bulabilir, sigorta kesintisi sonrası 7 Avro karşılığında satın alabilir, bir ay boyunca her tür elbise, pantolon, ayakkabı ve şapka ile kullanabilirsiniz. Elinizi ve akabinde tüm benliğinizi sabitlerken aynı zamanda hasar görmüş bulunan tendonunuzu da rahatlatır, okşar, onarır. Üstelik kendisinden sıkıldığınız anlarda çıtçıtlarından açar, çıkarır, hiddetle bir köşeye fırlatır; ağrınız arttığında da fellik fellik arar, bulur, çıkardığınız gibi geri de takarsınız.

Sevgili "baş parmağı ve bileği kuşatan tendon dinlendirici atel" aletimiz, pamuksu - ya da kürksü - dokusu ile sıcak yaz günlerinin bir vazgeçilmezi adeta. Sağ elinize taktığınızda hayatınızı tümden felç etme özelliği ile üzerinizde fiziksel, sosyal ve psikolojik yaralar açsa da, genel olarak ağrıyı azaltma özelliği ile tüm bu gereksiz ayrıntıları o güzel kafanızdaki güzel düşüncelerden uzaklaştırmakta. Baş parmağınızı sabitleyici özelliği; sizi kalem tutma gibi gereksiz entellektüel faaliyetlerden arındırıcı yan özellikler de sunuyor. Üstün ergonomik yapısı ile bisiklete binmek de çok kolay; asla fren sıkmadan bisiklet sürebileceğiniz, sonsuz düzlük ve uzunluktaki insansız Pleasantville caddelerinde arz-ı endam edebilirsiniz. Doktorunuz zaten atelinizle birlikte size 300 sayfalık has kalite özel basım "atelle yapılabilecek çeşitli aktiviteler" kitapçığını hediye edecek, bu aktivitelerin her birini uygulamaya kalktığınızda zaten bir ayın nasıl geçtiğini bile anlayamayacak oluşunuzu her fırsatta dile getirecektir.

Ateli taktığınız andan itibaren, 3 aydır 14-17 derecelerde giden Alman hava koşullarının da mucizevi bir şekilde değişip 28-30 derecelere ulaştığını görecek, gözlerinize inanamayacaksınız. Takriben 3 gün sürecek olan bu "Alman Yazı"nın atelinizle balayı yaşadığınız döneme gelmiş olması gözlerinizi yaşartacak, sizi atelli elinizi gökyüzüne doğru sallayarak "adaletin bu mu lağn hava?" diye çığırmaya sevk edecektir. Hemen akabinde "Alman Yazı'nda atelle yapılabilecek çeşitli aktiviteler kitapçığı"nın 213. sayfasındaki "Cabrio'nuza atlayıp, atelli elinizi yan cam/kapıdan kamyon şöförü pozisyonuyla sarkıtmak suretiyle Alp göllerine doğru direksiyon sallama" eylemine girişebilirsiniz. Doktorun önerdiği "1 ay boyunca uyanık olduğunuz her an elinizi ya atelde, ya da soğuk suya / soğuk tampona daldırma" kuralına uygun olarak, ateli ve elbiseleri fora ederek, 18 derecelik Alp göllerine atlayabilir, buz gibi sularda tendonunuzu rahatlatabilirsiniz.

"3 günlük Alman Yazı süresince atelle yapılabilecek en güzel aktivite" hiç kuşkusuz ateli fazla sallamamak, ya da tamamen sallamak olacaktır - ki ben de aynen bunu yapıyorum. Bir aksesuar olarak taşıdığım atelim ve ben; "sayılı yaz günü çabuk geçer" diyerek kendimizi dışarıya atıyor, elim kalem tutmasa da kitabımı tutabildiği sürece, sırt çantama kitaplarımı dolduruyor, o göl senin, bu dere benim, şu çimenlik onların ama öbürü kesinlikle benim mantığı ile dağ tepe - bisikletsiz ama tabanvay kullanarak - geziyor ve de tozuyoruz. Doktora hocamın geride binlerce ödev ve nasihat bırakarak tatile çıktığı, Almanca kursumun yaz dönemi öğrencileriyle dolup taşarak bana yer bırakmadığı Ağustos ayı boyunca, denizsiz bir coğrafyada akıl sağlığımı yerinde tutabilmenin tek yolu bu çünkü.

Bu sabah atelim ve ben erkenden kalkıp, duşumuzu alıp, sevdiceği işe uğurladıktan sonra, sol elim tarafından hazırlanan ve kavun içini oyma ve doldurma sanatının son örneği olan şu alttaki "bugün neler yaptım neler" isimli kolajda gördüğünüz kiwili, altın çilekli ve yoğurtlu, üstelik leziz ve sağlıklı kahvaltıyı takiben, yürüyerek eve 5dk uzaklıkta bulunan Blutenburg Şatosu'na gittik. Bir süre kuğuları ve birbirini dürtüp duran ördekleri izledikten sonra, atelim ve ben sıkıldık. Kalkıp orman içi, dere kenarı yollardan Pasing semtine yürüdük ve yolda gördüğümüz çimenlikte üç saat kadar serilip ders çalıştık. Atelim ve ben öğleden sonra eve döndük, sevdiceğe sevdiği karnıyarık ve pilav ikilisini pişirdikten sonra - sol elle tabii - can sıkıntısı ve evde olmanın verdiği huzur ile içimiz geçmiş bulundu ve horul horul uyuduk. Huzurlu bir uykudan sonra atelim ve ben sersemlemiş ve sinirli olarak kalktık (alışık olunmayan akşam üzeri uykularının bünyeme tuhaf bir getirisidir bu), sol elimizle leziz bir vişneli kek yaptık ve yine sol elimizle Finlandiyalı arkadaşımıza telefon edip kek ve süt ikilisini kutsamaya çağırdık. Finlandiyalı dostumuz içinde bikinisi, kafasında ise koca bir hasır şapka ile geldi ve sarı kafasını neşe içinde sağa sola sallayarak, genetik harikası bedeninin dümdüz karın bölgesine kekin %27'sini löp diye indirdi. Çeşitli konularda laklak yaptıktan sonra, haftasonu açıkhava sinemasına gitmek için sözleşip ayrıldık. Akşamın geri kalanında, balkonda begonvillerimle sarmalanmış şekilde kitap okudum, işten gelen sevdiceği karşıladım, karnıyarık festivali ile doyurdum, gün batımında yürüyüşe çıktık, ayaklarımız bizi Biergarten (bira bahçesi)ne götürünce birer bira/maden suyu içip hava kararınca kalktık, eve gelip bir parça "Louis" ve bir parça "Shameless" izleyip koltukta sızdık. İşte fotoğraflar da kanıtı! Yaşasın huzurlu sakin Ağustos günleri, yaşasın 3 günlük Almanya yazı ve yaşasın doktora hocamın tatile gidişi diyor, önümüzdeki üç hafta boyunca bu tempoyu rutin hayatıma yaymayı, Eylül'e dek outdoor-office yapıp yan gelip yatmayı umuyorum. Tüm yaz tembellerine sevgi ve saygılarımla..

8 yorum:

  1. Geçmiş olsun, ama sen tüm atelligilere tur bindirmişsin yahu, karnıyarık, kek falan derken maşallah sana, ne diiim:))Umarım fazla sıkıntı yaşamadan atlatırsın, sevgiler:)

    YanıtlaSil
  2. bütün yazıyı okudum, aklımda finlandiyalı arkadaşının dümdüz karnı kaldı. olimpiyatlar bana hiç yaramadı!

    geçmiş olsun. atel böyle çok havalı bi motosiklet aksesuarı gibi görünüyor :)

    YanıtlaSil
  3. geçmiş olsuuun! en azından alçıda değilsin (polyanna mode on) :P

    YanıtlaSil
  4. bu arada atelli el ile gerçekleştirilen hamarat aktiviteleri, 2 eli 2 ayağı ile gerçekleştiremeyen tembeller var. baktım aynaya evet :)

    YanıtlaSil
  5. Çok teşekkürler bahar, fermina daza ve verba volant :) Hele Fermina "havalı" demiş ya, artık kim tutar beni! Şaka maka alçıdan kesinlikle iyidir Verba, onu da "giymişliğim" var, aman hepimizden uzak dursun bu tip aparatlar :)

    YanıtlaSil
  6. Geçmiş olsun, niye ben bunu yeni gördüm :/

    Atelinin bir adı yok mu? :))))))

    (Alice Harikalar Diyarında'daki kedi vardı ya sırıtan)

    YanıtlaSil
  7. :)) çok mersi, yoğun geçirmişsin haftasonunu okuduğuma göre, ondan görmemişsindir ;) "kız kaçıran" çok ilgimi çekti bu arada!

    YanıtlaSil
  8. fiyuuv diye ses çıkarıp, döne döne ilerliyor yatay düzlemde!

    çok keyifli ama bir o kadar da korkutucuymuş.
    bizdeki bakkal hala mahalle bakkalı, gitmem gerekiyor da olmuyor işte, hoff!

    YanıtlaSil