21 Mart 2012 Çarşamba

Ac'cık Kültür

Aldığım duyumlara göre, sizin oralara bahar gelmiş sevgili bahar sevişgenlerim. Kendinizi çimene çiçeğe salmışsınız, güneş ısıtmaya başlamış kulunçlarınızı. Bizim buraya henüz gelmedi o dediklerinizden ama dünyanın dört bir yanından aldığım havadislere göre çevremizdeki kış-çemberi gittikçe daralıyor. Anlaşılan bahar ha bugün ha yarın, söz vermiş bize de gelecekmiş. Bizi de sevindirecekmiş. Ama daha var sanki ac'cık.. Heryerde kuru dallar, gri bir doku hakim. Papatya sarısına, çimen yeşiline var daha..

Yine de mutluyuz. Entellektüel camia gri havayı sever. Züğürt avunur, devran döner. Çıkamayasıca kış en azından masa başına oturtup üç beş makale yazdırıyor, okutuyor, düşündürüyor. Okuya-düşüne-kaşına keşfettiğim bazı güzellikler oldu. Ac'cık kültürlenmeniz için nakşediyorum buraya.

"Bir kitap okudum dünyam değişti" desem bulutların üstünden kızarak bakar bana Oğuz Atay. Zaten değişmiyor nicedir dünyam, monotona bağladı iyice. Memnunum. Zira baharın geldiğini anladığı anda bünye birden çıldırıveriyor, ne yaptığımı bilemez halde koşturup coşturuyorum. Ac'cık monotonluk iyidir mirim. Monoton monoton şu kitabı okudum geçenlerde: "Mr. Nice - Biography of Howard Marks". Kendisi uzunca bir süre ticaretini yaptığı "Mari Teyze"mizin 30 Ton kadarı ile yakalandıktan sonra, 25 seneye mahkum olup 7 sene sonra bir şekilde hükümeti bu durumun kendi hataları olduğuna inandırarak salınıverilen cingöz recai bir abimiz. Oldukça macera dolu bir hayat. Filmi de oldu tabii ama kitabın dili çok keyifli. Tavsiye olunur, biiiir.

Yine aynı monotonluk sırasında Almancam gelişsin ac'cık diye düşündüğüm için Alman filmlerine sardırdıydım. Birkaç iyi ve bilindik film izledim ama şu film ac'cık depresif olmakla birlikte çok hoşuma gitti; "Kirschblüten - Hanami". İngilizcesi Cherry Blossoms, Türkçesi Kiraz Çiçekleri.. Tabii ki Tokyo'daki kiraz çiçekleri zamanında çekilmiş, gözümüz gönlümüz açılsın. Rudi adında tipik Bavyeralı yaşlı ve huysuz bir ihtiyarın Trudi adındaki sevimli karısı aniden ölüyor. Kadıncağızın ömür billah tek arzusu kiraz çiçekleri açtığında Tokyo'yu görebilmekmiş. Olmuyor. Adam bavuluna karısının elbiselerini yerleştirip gidiyor Tokyo'ya.. Sevimli bir filmdi, tavsiye olunur, ikiiiii.

Nicedir mp3 çalarımda aynı müzikler, bayıldım artık. Yeni gruplar keşfetmek, bir ergenin tüketim anlayışıyla onları bir hafta dinleyip atmak istiyorum ama yaş ilerledikçe insanın yeni müzisyen bulma yeteneği geriliyor gerçekten. The Morning Benders adında bir indie-rock grubu keşfettim. Belki siz çoktan keşfettiniz, o da olabilir ama ruhumu çok okşuyor bu adamlar bu sıra. "Excuses"tan başlayabilirsiniz, tavsiye olunur bu üüüüüüç.

Akşamları hafif yiyeyim, diri vücüüüdüm bozulmasın düsturu ile bol nar ekşili yeşil salatamı çatallarken, yanında tezat olsun şık dursun diye de Netflix'ten Anthony Bourdain'in "culinary and culturally" temalarla bezenmiş bulunan, yemek ve seyahat kültürünü pek bir güzel harmanlayan "No Reservations" programını izliyoruz. Türkiye bölümünü izlerken ben kilo aldığımı hissettim, o derece leziz bir programdı. Ondan başlayıp dünya mutfaklarına açılabilirsiniz. Tavsiye olunur bu da dööööööööört.

7 yorum:

  1. Listelere eklendi!
    Antoni Bey'e ayrıca hastayım. Hımhım hım!

    YanıtlaSil
  2. anthony abi gittikçe entelleşiyor bir yandan da.

    YanıtlaSil
  3. Dimi ama? :)) İlk başta pek nane mollaydı, gezdikçe açıldı adam. Senin burun ne oldu, ben de onu merak ediyorum..

    YanıtlaSil
  4. burnum iyi. ben de seni merak ettim ama bendeki numaran kullanım dışıymış.

    YanıtlaSil
  5. The Morning Benders i kaptim yanina 4 daha koydum haberin ola :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gördüm ;) Ayrıca güzel olmuş yeni tasarım.

      Sil
  6. blogger sagolsun :) guc seninle olsun

    YanıtlaSil