30 Kasım 2011 Çarşamba

İntikam ateşi

4-5 gün önce, uzun süredir görmediğim bir arkadaşımla sarmaş dolaş olunca, kendisi kaptığı şifayı sevgiyle harmanlayıp bana aktarmış bulundu. Sabahtan beri bir boğaz ağrısı, zencefilli bal falan hikaye oldu. Çocukluktan beri hiç sektirmeden aynı emarelerle "ben geliyoruuuum" diyen soğuk algınlığının, belimde tıngırdattığı o tanıdık ürpertiler önümüzdeki birkaç günün yatakta geçeceğini fısıldıyor. O nedenle süslendim, makyajımı yaptım, birazdan sıcak şarap içmeye açık hava festival alanına doğru yola çıkacağım. Bu yazıyı da helalleşmek için yazıyorum :P Tabii ki değil! Malawi'de geçirdiğim o acaip hastalıktan sonra gözümü hiçbir soğuk algınlığı, hatta şu sıra haberlerde George Michael'a bir daha şarkı söyleyememe olasılığı ile gelen zatürree bile korkutamaz beni. Tabii ki o kadar da değil.. Ama yine de dışarıya çıkacağım, inadım inat. Zaten ilk 10dk'lık bisiklet maratonunu atlatıp tren istasyonuna vardım mı, gerisi kolay..

Deli miyim? Evet biraz, ama daha çok intikamın tatlı ateşi içimi ısıttığı için, böyle salak saçma hallere giriyorum. Geçen hafta en yakın arkadaş tarafından, sırf aşk böcekleri olduğumuz için (kendisi bu kelimeleri kullanmadı aslında, daha ziyade evli ve monoton falan gibi bişeyler dedi ama neyse) "sıkıcı çift" olmakla suçlanmıştık. Lakin, hemen akabinde Allah'ın sopası kendisini dürttü ve törenler eşliğinde bu hafta kör kütük aşık oldu. Bir haftalık ortadan kaybolma sonrasında (kedi misali hırpalanmış bir şekilde döndü yuvaya ve) bu akşam alelacele yapılan bir programla sıcak şarap eşliğinde sevgilisini bizimle tanıştırmaya karar verdi. Beni yakından tanıyanlar, ayağıma kadar gelmiş bu intikam fırsatını iki elim kanda bile olsa kaçırmayacağımı bilirler :) Potansiyel ne manalı dokundurmalar, ne göz süzmeler hazırladım, öğlenden beri kıs kıs ne gülüyorum bir bilseniz.. O yüzden bu soğuk algınlığı ne ki, asla beni yıldıramaz!

Bir de tabii bir atasözümüzü daha tam yerinde deneyimleme şansım var "Çivi çiviyi -gerçekten- söker" mi, "kutsal üzüm suyu"nun -hakikaten- çözemeyeceği dert yok mudur, bunları yerinde gözlemleme ihtimali, bir bilim insanı olarak beni cezbediyor. Gözlemlerimi aktaracağım dönüşte....

- - - - - 2 gün sonra - - - - -

İki gündür yataktan tuvalete, ordan geri yatağa.. Perişan oldum blogger'cıklarım, intikam ateşi 39'u vurunca hayat gerçekten çekilmez oluyor doğrusu. Şimdi ilkkez biraz kendime gelebildim, tv karşısındaki koltuğa yorganım ve bilgisayarımla kuruldum, muhteşem bir görev bilinciyle hemen size sesleniyorum.

Öncelikle, kız tatlı. Geçer not aldı :) Sonracııma; hastayken sakın sıcak şarap içmeyin, mideme iki gün başka birşey sokamadım. Çivi çiviyi sökmüyor, bilakis sizi yatağa çiviliyor. Son olarak, iki gün yataktan çıkamadım ama "sıkıcı çift" tanımlamasını da sevgili aşk böceğine gerisin geriye yalattım. İtiraf edeyim, çok da eğlendim. Şu an yüzümde huzur dolu bir tebessümle yazıyorum bu yazıyı. Yani; görev tamamlanmıştır!

2 yorum:

  1. :)) yok be hirondelle; mum kadar ışığım, o da kendi dibime..

    YanıtlaSil