18 Temmuz 2011 Pazartesi

Okuldan atılma ve geri alınma hikayem

Bu haftasonunun büyük kısmını yusuflayarak geçirdim arkadaşlar. Sebebi de, mübarek Cuma akşamı, mesainin bitmesine 5dk kala e-posta kutuma gelen “yeni dönem ücretini zamanında yatırmadığınız için kaydınız silinmiştir, hayatta başarılar, yallaaaaah” şeklindeki iletiydi. Daha ben “Ne? Kim? Nooluyo yaaa?” derken, mesai de zırt diye bitti ve ben elimde telefon, ucunda sonsuz bip sesi, kalakaldım. Üstelik bana yollanan e-posta bilgisayardan otomatik yollandığı için, karşımda derdimi anlayan megapikseller de bulunmamaktaydı. Artık alt dudağımı titrete titrete ağlamak dışında yapacak bir şey kalmamıştı.. Hayır elaleme ne derdim, benim gibi bağımlısı olduğu Breaking Bad dizisinin yeni sezon prömiyerinin saatini bile ajandasına not eden biri, doktora kayıt tarihini unutsun, harç bedeli olan 43 euroyu yatırmadığı için okuldan kovulsun, olacak iş miydi?!?

Olayı hemen kıdemli doktora arkadaşlarıma danıştım, internetten benim gibi kayıt tarihini geçirip kovulan şaşkalozlara ne olduğunu araştırdım falan derken haftasonu 200’e 110 tansiyonla ve bu salaklığımı kime nası anlatıcam derdiyle geçti. Yapılan yorumlar ve dost tavsiyeleri biraz içime su serptiyse de (“öğrenci” denen zat zaten doğası gereği dağınık olduğu için, benim gibi yaklaşık 10.000 kişinin daha olduğunu, hemen hepsinin de öğrenci işlerine gidip ağlamaklı acıklı konuşmalar sonrası kulaklarının çekilip “bidaha yapma sakın!” diye uyarıldıktan sonra affedildiklerini, hatta Almanya denen insan hakları hukukuna ultra hakim bir ülkede hiçbir kurumun böyle bir karar alma hakkının olmadığını falan öğrendim ama) valla yine de Pazartesi sabahını nasıl ettim bilemiyorum.

Sabah daha kargalar kahvaltı etmeden öğrenci danışmanına koştum, kaşlar Küçük Emrah misali (bakınız: / \ şeklinde) daha yaz dönemi sona ermeden, taaa Ekim’de başlayacak olan kış döneminin ücretinin bugünden yatırılması gerektiğini bilmeyen bir salak olduğum için af diledim, sıra tam “dil bilmem, yol bilmem, gurbet ellerde n’aparım” gibi cümlelere gelmişken, kadın beni İngiltere Kraliçe’sine özgü bir el işaretiyle susturdu ve “işim başımdan aşkın, git paranı yatır, geri gel” dedi. Ben tabi el etek öpmek için hamlelerdeyim. Oh be.. Bu iş tam “Allah sevdiği kuluna önce eşeğini kaybettirir, üzer; sonra buldurur, sevindirirmiş” hesabı oldu. Asıl soru ise, bu bana ve benim gibi 10.000 diğer şaşkaloza ders olacak mı? İşte bu sorunun cevabını heyecanla bekliyoruz sevgili blogger’cıklıklarım...

1 yorum:

  1. Cerencim ben de şu an aynı durumdayım ve işin daha da berbatı Izmir'deyim. Yazıyı dün akşam eşim iletti. Henüz kendisinden haber beklemekteyim. Bakalım Regensburg Üniversitesi de benim gibi saftoriklere karşı bu kadar dostça davranacak ve sorun çözülecek mi? Yazın bir miktar su serpti ise de tansiyonum henüz düşemedi. :/ :? Özge Grund

    YanıtlaSil