22 Şubat 2011 Salı

Wind of change

Nette ve brütte "hiçbirşey" yapmadan, hayatı gözlemlemeye ayırdığım süre sekiz gün sonra sona eriyor. 3 Mart sabahı yeni yaşıma girerken, aramızdaki kaçma-kovalama ilişkisinde dört aydır depara kalkıp arayı açtığım hayat, beni yaka paça yakalayıp tekrar içine çekecek. 3 Mart'ı, tabii ki sembolik düzeyde düşünerek belirledim. Hayat; kozadan çıkıp kelebeğe dönüşmem için bu tarihi bana bir kez sunduysa, kendimi ve hayatımı yeniden değiştirmek için aynı tarihi kullanmaktan daha doğal ne olabilir ki? (Bu arada kendimi kelebeğe benzettim, hayırlara vesile ola)

Dört aydır işsiz-güçsüz takımında kalecilik yaparak izliyorum hayatı, camdan geçen kediyi, trafikte düdüğünü öttüren polisi vs. Şu sonuçlara vardım: 1. Huzurevi kıvamındaki Avustralya'dan dönmek yerinde bir karardı. 2. İki ay çanta sırtta Afrika'yı gezmek ve en sonunda cırcır olup perişan halde eve dönmek de öyle. 3. Son bir aydır işi ağırdan alarak, sözümona bürokratik iş kovalıyorum adı altında sabahtan akşama dek kitap okuyup yan gelip yatmak ve bu vesileyle değişim rüzgarları'na hazırlanmak da, aman pek güzeldi. Mamafih, silkelenip kendime gelmeme 8 gün kaldı.. 3 Mart'ta tasımı tarağımı toplayıp, elime de bir kilo "ekstra bakire" zeytin yağımı alıp (orda bu yağlar ateş pahası a dostlar), gurbetçi-türkler ve döner cenneti Almanya'ya resmen yerleşiyorum.

Aslında ben şanslı keratanın da tekiyim, maşallah (tahtaya vuralım, dilimizi ısıralım, totomuzu da kaşıyalım, sizlere daha güzelleri olsun inşallah blogger'cıklarım diyip nazarları da savuşturalım). Tüm odunluğuma, gıcıklığıma, kendimi beğenmişliğime (kısacası tüm acaip-ademliğime) rağmen, orada bi adamcağız kalbi tavaya konmuş bir hamsi edasıyla pıt pıt hoplayarak beni bekliyor. Din-dümen gibi anlayışların çoktan modasının geçtiği 21.yy Alemanya'sında Sufizm'e merak sarmış bir doktora-babası (öyle deniyormuş doktora hocasına orda) edinmişim bana yol gösterecek. Adam kliniğinde bana güzide (inşallah sabah güneşi alan) bir masa da vermiş.. Bir elf insanı olan kayınvalidem de bize ev düzmüş (ve de tam çocuk parkının karşısında olduğunu ivedilikle belirtmiş) sağolsun. Yani evimiz, aşımız, işimiz de hazır.. Ama çok korkuyorum, a benim güzel blogger'cıklarım! Ya başaramazsam? Ya başlayacağım doktora narin bedenime ve çivisi eksik zihnime ağır gelirse, ya iklimi sevmezsem, ya arkadaşsız kalırsam, ya Breaking Bad 4. sezon başlamazsa, ya sarı kız yavrulamazsa, kısaca: ya yüzünüzü kara çıkartırsam? Ne olacak o zaman?

O zaman herşeyi bırakıp, Lufthansa'nın 49'euroluk Münih-Bursa uçağına atladığım gibi, annemin evine geri dönebilir miyim? O salondaki sıcacık ve yumuşacık koltuğa kurulup, yeşil çaylı ve yeşil gözlü Hugh Laurie'li günlerime geri kavuşabilir miyim? İşte fellik fellik bu soruların yanıtlarını arıyorum, a dostlar..

Hamiş: Çok sevdiğim bir dostum, kaşarlı tostum ve meslekdaşım "30lu yaşlarında olup, işi, gücü ve sevgilisi/eşi de bulunduğu halde, hala inatla ana-baba ocağında yaşayan yetişkin çocuklar" konusunda muhteşem bir tez hazırlıyor. Kısaca okuyabildiğim kadarıyla, bu durum 2000'lerin trendi olmuş, ilk ekonomik sorun yaşayan ya da yurtdışında okuyan çocukların eve dönmesiyle başlamış, ama bu "eşşeksıpaları"nın da babaocağını terk etmeye ve elden gelen ekmek ve gölden gelen sudan vazgeçmeye hiç niyetleri olmadığı ortaya çıkınca ailevi ortamlarda sıkıntı yaratmaya ve sorun olmaya başlamış.. Çok enteresan bi konu bu! Tez bitsin, basılsın inşallah, yazıcam uzun uzun..

1 yorum:

  1. Bu arada, hiç okumam ama gözüm kaydı ve çok güldüm, falıma bakın allahaşkına:

    Balık: Bu dönemdeki etki, evden konfor alanınızdan çıkıp toplumsal alanda başarı ve yükselme aramanız gerektiğini söylemekte. Kariyerde ve toplumsal tanınırlık düzeyinde ilerleme ve genişleme çabası içinde olmalısınız. Bu çabaları gösterirseniz, karşılığını alacaksanız. Görünür başarılar elde edebilirsiniz. Ancak bunu yapabilmek için oturduğunuz yerden kalkmalı ve bilinçli çaba sarf etmelisiniz. Kendinizi küçük görmeyi ve eleştirmeyi bırakmalı, ayrıca hata yapmaktan korkmamalı ve belli bir risk alarak, ilerlemeyi denemelisiniz. Bu sizin yaratıcılığınızın herkes tarafından görülerek taktir edilmesini ve daha bağımsız olmanızı sağlayacak. Buna karşılık ev ve aile ortamında bazı daralma ve problemer gündeme gelebilir. Belki emlak ile ilgili bazı kayıplar yaşanabilir.

    YanıtlaSil