13 Şubat 2011 Pazar

Aşk?

Sevgilisine her gün içten bir "seni seviyorum" diyemeyenler; rahat.. hazırol.. dikkat! İşte size fırsat; sevin, sevilin!

Ey aşık erkekler; sevgilinize koşarken eliniz kolunuz mutlaka fiyonklu paketlerle dolu olsun, paketten çıkan eşşek gözü büyüklüğündeki pırlantanın mutlaka sertifikası olsun, yanında bir buket glayör olsun, çikolatası en has kalite, antep fıstığı bol olsun. Ne de olsa bugün "aşkını kanıtla!" günü.. Aman hiçbir masraftan kaçınmayınız, aman sabahki gazeteden kesip asansörde ezberlediğiniz o malum köşe yazarının günün anlam ve ehemmiyetine uygun olarak yumurtladığı mini-dizeyi, çakmak çakmak gözlerinizle uyumlu içli-köfte sesinizle okumayı sakın unutmayınız.

Ey aşık kızlar; her daim nezleliymiş gibi çıkan sesinizle en bebek dilinden bir "ayşkımm" diyiniz ki karşınızdaki sevgiliniz neye uğradığını şaşırsın, kendini anaokulundaymış gibi hissetsin. Böylece ülkemiz dünyanın en çok çocuk pornosu izlenen 3. ülkesi olma gururunu taşımaya devam etsin. Ama siz bunları o "hareketli fön" çektirilmiş güzel kafanıza hiç takmayınız ve hemen eldeki koldaki paketlere saldırınız, çiçeği (suya koymayı bırak) asla koklamadan bi köşeye atınız ve asıl hedefteki paketin fiyongunu parçalarcasına açınız. Aman sertifikayı dikkatlice inceleyiniz ve aman en yakın arkadaşınızın parmağındakinden büyük olmasına dikkat ediniz ki, sonra "üstüne birsürü para bayılıp" daha büyüğüyle değiştirmek zorunda kalmayasınız. Aman ha..


Üzerine bir anlam yamanmış tüm günler gibi eğreti bir başka sevgililer günü işte.. Yine haftalar öncesinden bu güne "özel" tüketim maddeleri rafları süsledi, ortalama olarak 4 kez evlenip boşanmış olan köşe yazarlarımız bize "aşkı bulmanın ve korumanın yolları"nı anlattı, arabesk aşk filmleri vizyona girdi, doğadan "özenle yolunan" rengarenk çiçeklerin fiyatına son dakika zamları da yapıldı. Herşey hazır, nefeslerimizi tuttuk, bekliyoruz, artık milletçe fiyonklara saldırmamıza sadece dakikalar kaldı..

Yazsam sinirleniyorum, yazmasam olmuyor. Ama adet yerini bulsun diye herkes gibi ben de aşktan söz edeceğim bugün. Yoksa mazallah kalbimi katı, aşkımı yalan falan bulur, beni toplumdan dışlarsınız.. Aman aman..

Bir aşık olarak, aslında konuyu da en iyi ben bilirim ve ben anlatırım iddiasındayım (tabii ki de). Aşk hakkında doğru bilinen yanlışlar:

1. Aşk nasıl bulunur? Aranmadığında, hiç aklınızda yokken.. Yanlış! Üstelik klişe, üstelik düpedüz terbiyesizlik ayol. Bir kere hayatın anlamı zaten aşkı aramak. Sadece fiziksel aşkı değil, sevgiyi, şefkati.. Bunu bulmadan hiçbir ruh rahat edemeyeceğine göre, bulana dek alenen aramaya devam.. Zaten bulduğunuzda üzerinize gelen bir rahatlama hissi, bir tamamlanmışlık hali olacaktır; olmuyorsa fazla zaman kaybetmeyin o aşk değil, yanlış alarm; "sıradakiiiiiii.."

2. Aşkı korumanın yolları nedir? Devamlı sevgi gösterisi, ful taym ekşın, hediyeler (ki bu grupta bahsetmeden geçemeyeceğim, bir dükkanın camında gördüğüm "yenilebilir iç çamaşırı gelmiştir" afişine hala gülmekte ve içimizde nasıl bir hayvanat alemini barındırdığımızı dehşetle düşünmekteyim).. Yanlış! Sevilen kişiyi olduğu gibi kabul etmek, ona hayranlık ve saygı duymak, açık ve samimi olmak ve aşkı sonsuza dek garantilemişiz hissine kapılmamak. Toz pembe aşk beklememek, o gün ne yaşanırsa yaşansın gece yatağa girildiğinde tüm kırgınlıkları ve küslükleri arkada bırakmış olmak (bu aslında huzurlu bir uyku için de gerekli) ve her gece seni seviyorum öpücüğü alışverişinde bulunmak. Bunlar yoksa; koşarak kaç.

3. Evliyim ve aşığım diye birşey olamaz! Evlilik aşkı öldürür! Eh, evlilik denen "kurum"un kapısından girip klasik bir memurus zihniyetine bürünürseniz, bu doğru. Ama kuzucuklarım, bu da yanlış, vallahi billahi yanlış. Hadi ben daha evleneli 8 ay oldu, ahkam kesemem ama çevremde 30-40 senelik aşıklar var, üstelik evliler ayol.. Gözlemci kimliğimle ben bunları izliyorum yıllardır, boylamsal çalışma yapar gibi. Olayları şudur; birbirine nefes aldıracaksın! Sembiyotik ikizler gibi her daim birlikte olmaya, herşeyi kontrol altında tutmaya çalışmayacaksın. Adama bi rahat vereceksin yahu, kirli çorabını salonun ortasında unuttu diye her fırsatta kafasına kakmayacaksın. Senin hijyenik pedini bir uzay başlığıymış gibi reyonlarda aradığı ve sonunda bir poşet ıslak mendil alıp gururla eve geldiği günü falan hatırlayacaksın. Evleneyim, değiştiririm ben onu demeyeceksin. Ha bir de en önemlisi açık olacaksın; aşk bitebilir, insanın gönlü başkasına düşebilir. Bunu gurur meselesi yapmayacaksın ya da gizlemeye çalışıp sonunda madara olmayacaksın. Açık açık söyleyeceksin, açık açık dinleyeceksin, biteni uzatmayacaksın. Gitmeyi bileceksin. Yeni bir hayat kurmayı, ayaklarının üzerinde durmayı ve aşkın seni yeniden bulacağını bileceksin. Çünkü o heryerde, hepimize yetecek büyüklükte ve ondan gelip ona dönüyoruz en nihayetinde.

Eh hadi hepimizin sevgililer günü kutlu olsun; bir sarılaşalım, bir sevgi kelebeği olalım. Hülyalı gözlerle kalınız..

2 yorum:

  1. ay cok eglendim okurken... her noktasına katılıyorum hatta virgulune de... sevgiler...

    YanıtlaSil
  2. :)) teşekkürler, ben de yazarken çok eğleniyorum ama kendim yazıp kendim okuduğumu sanarken, gelen yorumlar beni şaşırtıyor..

    YanıtlaSil