30 Kasım 2010 Salı

Entellektüel Kabızlık

Uzun süredir yazamıyorum, aklım çok farklı yerlerde. Bir yandan yaklaşan Afrika macerasının hazırlıkları, öbür yandan ana-baba ocağının güvenli ortamında üzerime gelip yapışan boşvermişlik hali.. Syd Barrett abimizin "comfortable numb" diye tabir ettiği şekilde, merkezin dışında ve zeytinliklerin içinde bulunan evimizin dört bir yanında hissedilen pastırma yazının da etkisiyle, sosyal yaşamdan iyice kopup, tabiatı gözlemlemede azizlik mertebesine ulaşmış haldeyim. Dostlarım, affedin, bu sıra birazcık ihtiyacım var bu münzevi hayatına..

Annemler farkında değiller ama bir kedi sahibi olmuşlar. Pardon düzeltiyorum, kediye asla sahip olunmaz, kedi size sahip olur. Dolayısıyla, kedinin teki annemlere sahip olmuş. Sabah ve akşam gelip, son derece elastiki bir inatla miyawwwww'layarak yemeğini alıyor ve birkaç gırlama-tıslama gösterisi sonrası karanlık meşeliğe karışıp kayboluyor. Bu ilginç.

Bir diğer ilginç durum; yaklaşık 2 haftadır bütün gün hiçbirşey yapmadan, herşeyi yapmak istemenin korkunç vicdan azabıyla uğraşma halinde oluşum! Sabahları çok erken kalkıyorum ve doğanın uyanışını izliyorum. Sonra güzel bir kahvaltı, ardından Afrika araştırmalarına eğiliyorum, saat 15'te son bağımlılığım Dr.House için 1 saatlik bir mola veriyorum. Kendisi tam bir anti-kahraman - bu konuda yazmalıyım.. Sonrasında yine araştırmalar veya bürokratik iş kovalama için dışarıya çıkış.. Akşam annemlerle yemek, göbeği büyütmece, gece ilerlerken kitaplara dalmak ve gece 11'de sızıp kalmak. Tüm günüm bu şekilde geçiyor. Güzel kitaplar bitirdim, doğanın tüm renklerinin dönüşümünü izledim. İçimde bir münzevi yatıyor, yemin ederim..

Bu akşam yazasım geldi yeniden, biriktirmişim. Bazı şeyleri kaleme almak için önce kafamda yazının susmasını bekliyorum. Bekliyoruz..

1 yorum: