8 Kasım 2010 Pazartesi

Beyin Cerrahi Servisi'nde bir kurabiye olmak

Geçen sene kafamda yuvarlacık bir tümsek çıktı. Bünyede hipokondriyaklık almış başını yürümüş, ailede ve yakın çevrede doktor bolluğu da var. Eh ben de rahat durmuyorum tabii; sağda solda bulduğum profesör edalı tıp öğrencilerine danışarak, ulu orta kafamı elleştirerek ve her önüme gelen web sitesinden araştırarak (ki tıp camiası sırf bu nedenle bu internet illetinden fena halde yaka silkme halindedir) kendi kendime "kafa kanseri" teşhisi de koydum (var mı böyle birşey literatürde yahu?!?)

Bu arada benim pirinç tanesi gelişti, serpildi, kendisine ilgi gösterildiğini annlayınca şımardı, erişti mercimek büyüklüğüne! Bu sağlık problemlerimizin boyutlarını neden her zaman kuru bakliyatgillerle ölçtüğümüzü de anlayabilmiş değilim, ama neyse.. Kısacası, kafayı sert yere koyunca acıyor, ara ara sızlıyor, sinirimi bozuyordu. Gideyim şunu aldırayım, yollarımızı ayıralım dedim.

Ayol.. Giydirdiler bana yeşilleri, aldılar ameliyathaneye. Ufacık tümseğime BEYİN CERRAHİSİ doktor ve hemşirelerince müdahale edilecek.. Utandım. Orda insancıklar urlarla kanserlerle uğraşıyor, 5-10 saat ameliyatlar sürüyor, bir de ben. Doktora dedim: "kusura bakmayın, ben bunca işinizin arasında.. utandım". Doktor dedi: "iki ana yemek arasında çay saatinde yenen kurabiye gibisiniz, bu sayede dinlendik"..

İlahi doktor :) Allah düşürmesin bir daha servisinize, kurabiye olarak bile..

1 yorum: