11 Ağustos 2010 Çarşamba

Hindistancevizli süt ve salıncak


Çocukken, SSK hastanesinin Antalya’da 1-2 haftalığına gittiğimiz bir kampı vardı. Evlere şenlik bir ortamdı. Tüm konuklar sağlık personeli olunca, insan ağız tadıyla boğulamıyor, kalp krizi geçiremiyor, ellerini yemeklerden önce ve sonra yıkaması, sabahları 1 yumurta yemesi, süt içmesi, öğlen uykusuna yatması falan gerekiyordu.

Kampın çocukları öğlen uykusundan uyanıp deniz faslını bitirdikten sonra, 500 faktörlü güneş kremleri ile sarmalanıp, ıslak mayolarımızı kurularıyla değiştirir, boyutları sayesinde önümüzü bile göremediğimiz şapkalarımızı takar ve oyun parkına koşardık. Bir zamanlar çocuk olduklarını unutmamış olanlar bilirler, oyun parkında salıncak çok kıymetlidir. 45C Antalya sıcağında akkor haline gelmiş demir salıncaklarda totomuzu yakma pahasına sallanırdık saatlerce. Öyle ki, sonunda insanın durağan dünya ile bağlantısı tamamen kopar, bir öne bir arkaya giden enteresan bir dünya görüşü ve azıcık da mide bulantısı edinmeye başlarsınız. Salıncakta 1 saat hiç durmadan sallanmışlığım vardır, totomda 3. dereceden yanık ile..

Antalya kampının en unutamadığım tadı ise Pınar’ın ürettiği hindistancevizi aromalı küçük kutu sütleri. Pınar nedense bu aromalı sütleri üretmekten 90 sonlarında vazgeçti, oysa o tadlar, kakaosu, çileği, muzu ve hindistancevizi ile 80’li 90’lı yıllara damgasını vuran tadlardır. Her çocuk gibi sütü istemeyerek içer ve büyüklerin devamlı bahsettiği az süt içen çocukların kısa kaldığı “sütün laneti” hikayelerinden de oldukça korkardım. Kendi içinde yeterince paradox yaratan bu durumu hindistancevizi sütler bir nebze hafifletirdi.. Yeterince hafifletememiş ki, ben hala bodur bir cüceyim..

Antalya kampını, oradaki çocukları, aşırı korumacı aileleri ve Pınar’ın hindistancevizli sütlerini çok özledim.. Ne yazık ki hiçbiri kalmadı geriye. Bunun şerefine süt içelim, o halde..

Dipnot. Ne zaman zorla süt içirmelerden vazgeçtiler, o zaman ben süt sever hale geldim.. Süt, sudan sonra en çok sevdiğim içecektir. Demek ki neymiş, çocuklarla inatlaşarak, zorlamalarla biryere varılmıyormuş.. Ebeveynlere duyurulur :)

Ceren Musaagaoglu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder