20 Mayıs 2010 Perşembe

Welcome to the Machine / Obsesif Güvenlik Sistemleri


Anglo-sakson ülkelerdeki bu obsesif güvenlik anlayışı beni geriyor. En ufak bir çivi, en alakasız bir sandalyenin konumu, en geniş alandaki en küt masa ucu bile bir protokole, bir güvenlik kanununa tabi.

Evde misafir var, sabahtan bilgisayarı kapıp kafe'ye kaçtım. Gün boyu kahve içip, bünyeyi huysuz ihtiyar kıvamına sokarak, haftasonuna dek bitirmem beklenen raporu hazırlıyorum. Raporun konunu ofis güvenliği.

Laptopun fişi iki masa arasında kalmış, uyarı aldım. İnsanlar takılıp düşebilirmiş, beni kenar masalardan birine aldılar. Fişlerin üstünde çocuklar parmaklarını sokmasın diye koruma kapanları var. Huylandım, baktım masalar da köşeli değil, oval, biri çarpıp gözünü oymasın diye. Yere süt döktü biri, hemen 3 tane "dikkat, kaygan zemin" levhası kondu. Kafamı kaldırdım, tavanda 3 adet kamera var.

Herşey bir kurala, bir protokole bağlı ilerliyor. Makine gibi, tıkır tıkır.. Pink Floyd "Welcome to the Machine" çalıyor kafamın içinde. Tanrım dayanamıyorum artık bu sisteme, koyunun olamıyorum ben! Kafeini kesmek ya da buralardan gitmek lazım..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder